• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ktdgokmen
Site Menüsü
Site Haritası

Kimsin sen?



Kimsin sen?




Ben her şeye rağmen yaşadığım ülkeyi çok seviyorum. Özellikle de insanlarını… Başka bir ülkede var mıdır bilmiyorum ama mesela bizde, iki kişi kavgaya tutuşmadan önce birbirlerini tanımaya çalışırlar: “Kimsin sen?” Bu soru defalarca kez sorulabilir ve her defasında da daha yüksek bir ses tonuyla söylemek zorunluluğu varmış gibi kavganın tarafları tarafından yinelenir: “Kimsin sen?”

Peki ya en son ne zaman kendinize bu soruyu sordunuz: Sen kimsin?

***

2016 bitiyor, bir yıl daha geride kalıyor. Ben yeni bir yıla girmeden geçmişin kısa bir hesabını yapar, “Sen kimsin?” diye sorarım kendime. Sen kimsin, şimdiye kadar neler yaptın, mutlu musun hayat denen bu yolculuğun içinde, kimleri üzdün, kimler üzdü seni, bundan sonra neler yapacaksın?

Yaş aldıkça birikenler artıyor, yaşanmışlıklar çoğalıyor. Bana biçilen ömrün neresindeyim bilmiyorum ama biraz araştırdığımda bizleri yaratanın bu konuda bazılarımıza daha cömert olduğunu görüyorum ve onların kendilerini sorgulaması için daha çok zamanı olduğunu da düşünmeden edemiyorum. Azerbaycan’ın Lerik bölgesinde “Uzun Ömürlüler Müzesi”nde Şireli Müslümov ismini görebilirsiniz. 168 yıl yaşadığı söyleniyor. Zamanında National Geographic dergisi onun hakkında bir makale yayınlamış ve Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiş. Ancak doğumuyla alakalı net bir bilgi bulunamadığı için şu anda “doğrulanmış uzun ömürlüler listesi”nde adı yok. En yaşlı insan Endonezya’da yaşayan 146 yaşındaki Mbah Gotho. Listeye bakıldığında kadınların daha uzun yaşadığı görülüyor.

***

Dünyada uzun yaşayan insanların görüldüğü bazı bölgeler var. Bunlara mavi alanlar deniyor. İtalya’nın Sardinya, Japonya’nın Okinawa, Yunanistan’ın Ikaria adalarında -ilginçtir hepsi de ada- 100 yaşın üstünde pek çok insan var.

Sizce siz, ne kadar yaşarsınız? Uzun yaşamak ister misiniz?
Mbah Gotho kendisini son olarak görüntülemeye giden basın mensuplarına artık ölmek istediğini söylemiş.
Uzun yaşam hakkında araştırmalar yapan Dan Buettner, 100 yaşın üstündekilerde bazı ortak özellikler keşfetmiş. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Egzersiz yapmıyorlar ama doğal olarak hareket halindeler, yürüyorlar. Bir amaçları var, hiçbir zaman emekli olmuyorlar ya da öyle hissetmiyorlar. Yediklerine, içtiklerine dikkat ediyorlar, çok yemiyorlar ve yediklerinde de daha çok bitkisel besleniyorlar. İrtibatı kesmiyorlar, bir topluluğun parçası olarak yaşamaya devam ediyorlar, başta aileleri olmak üzere sevdikleriyle beraber olmaya çalışıyorlar. “Hiçbir egzersiz ya da hiçbir diyet uzun dönemde hayatınıza doğrudan etki etmez” diyor Buettner ama çevrenizi doğru insanlarla kuşatırsanız, zaman içinde onlara benzemeniz kaçınılmazmış.

Evet, çevremizde birçok insan var ama sen kimsin? Onların içinde neredesin? Neler yapmaktan hoşlanırsın? Hayallerin nelerdir?


Gelmiş geçmiş herkesten, şu dünya dediğimiz yer kürede nefes alıp vermiş tüm canlılardan farklısınız. Cinsiyetiniz, milliyetiniz, dininiz, dünya görüşünüz, izlediğiniz filmler, okuduğunuz kitaplar farklı… Var olma amacınız farklı…

Ama günlerimiz sayılı. Her gün farklı şeyler yapmak gerekiyor.
En son kitabını ne zaman okudun, yeni bir şarkı dinledin mi, yeni bir film izledin mi, güzel bir insanla tanıştın mı?
Senden farklı biriyle tanışmak, kendine bir adım daha atman demek. Çünkü onu anlayabilirsen, kendini tanıyabilirsin.

***

Bir Şaman öğretisi şöyle der;

“Doğada hiçbir şey kendisi için yaşamaz. Nehirler kendi suyunu içemez. Ağaçlar kendi meyvelerini yiyemez. Güneş kendisi için ısıtmaz. Ay kendisi için parlamaz. Çiçekler kendileri için kokmaz. Toprak kendisi için doğurmaz. Rüzgar kendisi için esmez. Bulutlar kendi yağmurlarından ıslanmaz.
Doğanın anayasasında ilk madde şudur;
Her şey birbiri için yaşar. Birbiri için yaşamak doğanın kanunudur.
Eski çağlardan süregelen bir anlayıştı bu.
Bütünlüğü anlatırdı, özü iki cümleydi;
Ben ben olduğum için, sen sensin,
Ben, BİZ olduğumuz zaman ben olurum.”
Herkese mutlu yıllar!



DİP NOT:


Yılı bitirirken bir film önerim olacak. 2013 yapımı “Aşk Seansları” gerçek bir yaşam hikayesinden alınmış. Hayatın ne kadar değerli olduğunu 6 yaşındayken geçirdiği çocuk felci nedeniyle, bedeninin boyundan aşağısını kullanamayan Mark O’Brien’ı izlerken bir kez daha fark edeceksiniz. Ama sizi şaşırtacak olan, demirden bir yaşam ünitesinin içinde yaşamaya mahkum olan bu adamın içindeki sevgiyle kalpleri nasıl fethettiği olacak. Başrollerini John Hawkes ve Helen Hunt’ın paylaştığı filmin yönetmenliğini televizyon işleriyle de tanınan Ben Lewin üstleniyor. İyi seyirler…

Yorumlar - Yorum Yaz


Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.65693.6716
Euro4.31894.3362
Ne güzeldir,sessizlikte birlikte olmak
Daha da güzeldir, gülmek birlikte
Cennetin ipekten şalı altında
Yosunlara ve kayın ağaçlarına yaslanarak,
Kahkahamız kadar yüksek sesli olduğunu dosluğumuzun
Gösteriyor dişlerimizin beyazlığı.
F. Nietzche