• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ktdgokmen
Site Menüsü
Site Haritası

Bir veda mektubunun ardındaki sır perdesi (8)

        

Bir veda mektubunun

ardındaki sır perdesi

Gökmen Küçüktaşdemir 

"Teşekkür ediyorum… Yaşamımın kesiştiği, beni anlayan veya anlamaya çalışan herkese… Ben, son günlerde içine sürüklendiğim bunalımdan bir türlü sıyrılamadım. İntiharı gerçekleştirmemin ardında sorgulamaya değer bir şey yok. İstemedim, daha fazla acı çekmeyi. Zorlandım bu kararı verirken. Bu hayat denen engebeli yolda, her şey sizin seçimleriniz etrafında dönmüyor. Bir müdahale ile birden kurduğunuz düzen altüst olabiliyor ve yolun dışına itilebiliyorsunuz. Uyuşturucu almış biri gibi zihnim; bedenimden ayrı çalışıyor sanki son zamanlarda ve çok yorulduğunu hissediyorum. Patronu olduğum takımdaki arkadaşlarıma da bundan sonra iyi bir örnek olacağımı düşünmüyorum. İşi bitirmek için ise artık zaman tamam."

Bu mektubu, İzmir Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi Komiseri Umut Öney intihar etmeden hemen önce kaleme almıştı. Öney'in cesedi, İzmir'de Üçkuyular'dan çevreyoluna bağlanan otoyolun 4. kilometresinde kendi aracının içinde bulundu. Öney'in elinde Smith Wesson marka bir silah vardı. Şakağına dayadığı silahtan çıkan kurşun sayesinde ölmüştü. Ceset, İzmir Adli Tıp Kurumu'na götürülürken olay Öney'in babasına ve 1.5 yıl önce ayrıldığı eşine bildirildi. Tüm bu gelişmeler medyada geniş yer bulurken ne polis, ne de Öney'in ailesi intihar için bir gerekçe açıklayamadı. Hatta eski eşi Nazan basına, “Bu bir intihar olmayabilir. Çünkü, Umut Öney yaşama çok bağlıydı. Neşeli biriydi. Kendini ve çevresindekileri her zaman mutlu edecek bir şeyler bulmaya çalışırdı” dedi.  

ADLİ TIP SONUCU 

Polis olayı araştırırken adli tıptan gelen ilk sonuçlarda Öney’in tabancayı tuttuğu sağ elinde olması gereken barut izine rastlanmadı. Bu da silahın bir başkası tarafından ateşlenmiş ve komiserin eline tutuşturulmuş olabileceği iddiasını gündeme getirdi. Ancak arabada ikinci bir şahsa ait hiçbir iz bulunamadı. Ayrıca, adli tıp olayın 16.00-17.00 saatleri arasında gerçekleşmiş olabileceğini ve bırakılan mektuptaki yazının da ölen şahsa ait olduğunu tespit etti. Gelişen cinayet ihtimali üzerine olay Cinayet Masası’na intikal etti.

Cinayet Masası dedektifi Musa Acar yardımcısından, Umut Öney’in o gün boyunca kimlerle birlikte olduğunu, kimlerle telefonda görüştüğünü bulmasını istedi. Öney’in o sabah görüştüğü kişilerden biri doktor sevgilisi Yasemin’di. Dedektif Musa Acar, Yasemin’in ifadesine başvurmak için akşam saatlerinde evine gitti. Haberi duyan Yasemin üzüntüden bayıldı. Gözlerini açıp kendine geldiğinde ilk söylediği şey Öney’in intihar etmiş olamayacağıydı. Sevgilisiyle yaptıkları son konuşmada hiçbir olumsuz durum sezmediğini, Öney’in sesinin çok iyi geldiğini anlattı dedektife. Konuşmaları sırasında hafta sonu için bile planlar yapmışlardı. Yasemin ifadesinde, 16.00 ile 17.00 saatleri arasında çalıştığı hastanede olduğunu da açıkladı.

CENAZE TÖRENİ 

Dedektif o gece, Öney’in düşmanı olabilecek kişileri bulmak için son 5 yılda çalıştığı tüm dosyaları incelemeye başladı. Ertesi gün düzenlenen cenaze töreninde eski karısı Nazan ve Yasemin bir ara göz geldiler. Her ikisinin gözlerindeki kini ve şüpheyi anlamak için uzman olmaya gerek yoktu. Törenin ardından bir ara yan yana gelen ikili olayla ilgili birbirlerini suçlamaya başladılar. Tartışma giderek büyürken araya giren Öney’in yakın bir dostu, “Birbirinizi suçlamanıza gerek yok. Belki de onu, hapse attığı adamlardan biri öldürdü” dedi. Bu sözün arkasından Nazan da Yasemin de bir hiçbir şey söylemeden öylece kaldılar. Sonra Nazan arkasını dönüp gitti.

2 gün sonra Yasemin, Nazan’ı arayarak cenaze töreninde yaşananlar için özür dileyerek görüşmek istediğini söyledi. Hava kararmadan hemen önce bir kafede buluştular. Bir kahve söyledikten sonra Yasemin Nazan’a, “Onu senin öldürmeyeceğini biliyorum. Umut senden çok bahsederdi. Sen çok gururlu bir kadınsın ve Umut’u gerçekten çok sevmişsin. Düşündüm de böyle bir şey yapsaydın şimdiye kadar çoktan yapardın” dedi. Nazan ise, “Beni buraya bunu söylemek için mi çağırdın?” diye kendisini tersledi. “Hayır” dedi Yasemin ve Nazan’ın gözlerinin içine bakarak, “Onu ben de öldürmedim ve şunu bil ki ben de onu en az senin kadar sevdim. Bilmen gereken bir başka şey de, ben onun hayatına girdiğimde senle ilişkisinin bitmiş olduğudur. Şu kadınsal hesaplaşmayı artık bir kenara bırakalım. Şimdi ikimiz de biliyoruz ki o intihar edecek bir adam değildi. Buraya seni çağırdım, çünkü olaya intihar süsünü verip cinayeti işleyenin kim olduğunun bulunmasını istiyorum” dedi.

Bir anlık suskunluğun ardından Nazan, “Peki benden ne istiyorsun?” diye sordu. Yasemin ise onu, “Katilin bulunmasına yardımcı olmanı istiyorum” diye yanıtladı. Bu, sevdikleri adam için yapacakları son şey olacaktı. Hem, Umut Öney de veda mektubunda kendisini anlamak isteyenlere teşekkür etmemiş miydi? Saatler boyunca Umut’tan ve onunla yaşadıklarından bahsettiler birbirlerine. Konuşmalarının sonunda Yasemin, Nazan’ı ikna etti. Birlikte neler yapabileceklerini de paylaştılar…   

ZİHİNLERDEKİ KAVGA 

 

 Bir insanı ne kadar yakından tanırsanız onun gizli kalmış yanlarını daha iyi bilir, atmış olduğu adımları daha iyi analiz edebilirsiniz. Yasemin, bu nedenle kendinden çok Umut’un 8 yıl evli kaldığı Nazan’a güveniyordu. Zihinlerinde aylarca birbirleriyle kavga halinde olan bu iki kadın, şimdi bir zamanlar sevdikleri bu adam için işbirliği yapma kararı almışlardı.

Ertesi gün hemen çalışmaya başladılar. Öldürüldüğü yer Balçova’da oturan Umut Öney’in evine yakındı. Bu nedenle birlikte evinin çevresindeki esnafla tek tek görüştüler. Onlara olay günü komiserin arabasında bir başkasının olup olmadığını sordular. Nazan’ın önerisiyle gittikleri lokantanın sahibi olay günü komiserin orada sarışın bir kadınla yemek yediğini anlattı. Nazan ve Yasemin hayal kırıklığı ile birbirlerine bakarak bu kadın da nerden çıktı dediler. Yasemin bu kez hüsrana uğradıysa da Nazan’ın zorlamasıyla araştırmaya devam kararı aldılar. İkilinin haber vermesi üzerine polis de lokanta sahibi ile görüştü ve kadının robot resmi çıkarıldı. Ancak kadına bir türlü ulaşılamadı. Günler geçiyor ne polis, ne de Nazan ve Yasemin yaptıkları araştırmalarla katile ulaşamıyorlardı.

Yine bir gün Yasemin’in evinde buluştular. Yasemin elinde kahve fincanı ayakta sinirli bir şekilde bir oyana bir buyana yürürken bir yanda da ardı ardına yüksek sesle, “Kim, neden, nasıl, niçin?” gibi soru kipleriyle başlayan cümleleri telaffuz ediyordu. O sırada da Nazan elindeki Umut’un yazdığı mektuba bakıyordu dalgın gözlerle. Sonra Nazan, “Bir dakika sessiz olur musun!” diye bağırdı Yasemin’e. Nazan mektupta bir şey fark etmişti. Hemen kağıt ve kalem istedi. Mektubun içinde bir şifre vardı. Nazan, mektupta teşekkür bölümden sonraki her cümlenin başındaki kelimelerin altını çizdi ve çıkan kelimeleri bir kağıda yazdı: “Ben intiharı istemedim. Zorlandım. Bu bir uyuşturucu patronunun işi.”

Nazan’ın mektuptaki gizemi fark etmesinin ardından polis, komiserin üzerinde çalıştığı uyuşturucu ile ilgili dosyaları inceledi ve çeşitli kişileri takibe alıp bazı yerlere baskınlar yaptı. Baskınlardan birinde komiserin yanında görülen sarışın kadın yakalandı. Kadın, komiserin uyuşturucu tezgahlarını ortaya çıkarmasından korktukları için böyle bir plan hazırladıklarını polise itiraf etti. Olayın kapanması için de intihar süsü verdiklerini anlattı. Fakat Umut Öney, daha akıllı çıkmış ve veda cümleleri arasında katili ile ilgili bir de ipucu bırakmıştı. Kadının anlattıklarından sonra uyuşturucuyu İzmir’de dağıtan çetenin tüm üyeleri polis tarafından yakalandı. 


Yorumlar - Yorum Yaz
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.65693.6716
Euro4.31894.3362
Ne güzeldir,sessizlikte birlikte olmak
Daha da güzeldir, gülmek birlikte
Cennetin ipekten şalı altında
Yosunlara ve kayın ağaçlarına yaslanarak,
Kahkahamız kadar yüksek sesli olduğunu dosluğumuzun
Gösteriyor dişlerimizin beyazlığı.
F. Nietzche