• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ktdgokmen
Site Menüsü
Site Haritası

İzmir'den vazgeçmediler

  
 
İzmir'den vazgeçemiyorlar
 
Gökmen Küçüktaşdemir
 
Hayatın bizi ne zaman ve nereye sürükleyeceği hiç belli olmuyor. Doğduğumuz kentte zamanı tüketebildiğimiz gibi farklı bir ülkede de kendimizi yaşama tutunma çabası içinde bulabiliyoruz. Seviyorsak, kazanıyorsak, başarılı oluyorsak, kendimizi daha iyi hissediyorsak; bulunduğumuz ülke, yani yeni evimiz, ebedi ikametgahımız olabiliyor. Sizi, çok uzaklardan, Rusya'dan İzmir'e gelen ve kentimize yerleşen benzer hikayelere sahip birçok insan arasından 3 başarılı kadınla tanıştırmak istiyorum. Onların hikayelerini dinlerken; azimlerine, yeteneklerine, kendilerini geliştirmek için verdikleri çabaya, öğrendiklerini insanlara anlatabilme kabiliyetlerine, hayata pozitif bakabilme güdülerine hayran olduğumu söylemeliyim. Onlar, İzmir'i çok seviyorlar ama bence bizim de onları çok sevmemiz gerekiyor. Çünkü her biri bence çok önemli olan bilgi ve deneyimlerini bu kentin çocuklarına, yetişkin bireylerine aktarıyorlar. O çocuklar ki; gelecekte iyi bir balerin, başarılı bir piyanist, sağlıklı bir beden ve ruha sahip kişiler olacaklar... Sanatla yoğrulacaklar... Ve belki de kentimizin ya da ülkemizin tanıtımında rol oynayacaklar. O yetişkinler ki; bakış açılarını farklılaştıracak, kendilerine kattıkları bilgilerle daha mutlu olacak, hem çocuklarına hem de başkalarına daha faydalı bireyler haline gelecekler...  
 
"Mesleğimde kendimi ispatladım"
NADYA AYTAN
Nadya Aytan (37), Rusya'nın Arhangelsk kentinde doğdu. 5 yaşından beri piyano çalıyor. Müziğe olan ilgisini ilk annesi keşfetmiş. Daha 7 aylıkken radyoda çalan müziğe tepki verince annesi, "Benim kızım müzisyen olacak" demiş. Nadya, biraz daha büyüdükten sonra piyano çalan bir arkadaşını dinleyince piyanist olmaya karar vermiş ve böylece annesini de haksız çıkarmamış. Bugün, onun parmaklarının tuşlara her dokunuşu, sanki dinleyeni bambaşka diyarlara götürmek için rehberlik ediyor. Nadya, Rusya'da müzik kolejini bitirmesinin yanı sıra pedagoji üniversitesinde eğitim aldı. Bu sayede öğrencilerine İzmir'de profesyonel düzeyde eğitim veren birkaç piyano öğretmeninden biri. Öğrencilerinin kusursuz bir teknikle piyano çalmasını sağlayan Nadya, 25 yaşındayken evlenerek İzmir'e yerleşti. İzmir'e ilk geldiğinde Türkçe öğrenmek için okula giden Nadya, "Bir yabancı olarak yaşadığın ülkenin dilini iyi biliyorsan işinde başarılı bir insan olabilirsin" diyor. "İzmir'de piyano öğrenmek isteyen çok insan var bu da beni şaşırttı" diyen Nadya, "İzmir'e ilk geldiğimde birkaç özel kursta hocalık yaptım. Şimdi özel ders veriyorum. Mesleğimde kendimi ispatladım. O yüzden bana ailelerin ve çocukların ilgisi büyük. Bu da beni mutlu kılıyor. 13 yıldır İzmir'deyim ve Rusya'ya dönmek için artık bir sebebim kalmadı. İzmir'deki insanlar çok sıcak kanlı. Arkadaşlarım bana yabancı olduğumu hissettirmiyorlar. İzmir, kesinlikte benim gördüğüm ve yaşadığım en güzel şehir. Kentin özel bir havası ve enerjisi var. Kendimi kötü hissettiğim zaman Karşıyaka'dan vapura binip Konak'ta iniyorum. Yolda denizin verdiği enerji ve bu kentin güzelliğini görmek beni çok rahatlatıyor. Rusya benim memleketim ama İzmir artık benim evim" dedi.
 
 
"Sevdiğiniz işi yapın"
 
ELENA MALCI
 
Elena Malcı (35), Belarus'da Grodno kentinde doğdu. 7 yaşındayken modern baleye başladı. 9 yıl müzik ve dans eğitim aldı. Daha sonra da 3 yıl yoga ve dans üzerine çalıştı. Down sendromlu çocuklara eğitim verdi. Üniversitede hukuk eğitimi alıp 2 yıl avukat olarak çalıştı. O sırada bir Türk gencine aşık oldu. Onunla evlendikten sonra Türkiye'ye gelip İzmir'e yerleşti. Hayat, İzmir'de onun için yeniden başladı. İzmir'e yerleştikten sonra kenti ve insanlarını çok sevdi. İlk işi Türkçe'yi öğrenmek oldu. Ailesinden, arkadaşlarından uzaktaydı ve her şey ona çok yabancıydı. Farklı bir dil, farklı bir din, farklı örf ve adetler Elena'nın yeni hayatında alışması gereken şeylerdendi. O yılmadı ve İzmir'de edindiği dostlarının da sayesinde ilk günlerde yaşadıkları zorlukları aştı. Onunla pilates ya da yoga yapmak, bilgi birikiminden faydalanmak rahatlatıyor ve kişiye yaşam enerji kazandırıyor. Yeni güne çok daha iyi hazırlanabiliyorsunuz.
Ülkesinde avukat olmasına rağmen Türkiye'de yeniden okuması gerektiği için mesleğini yapamadı. Türkçeyi öğrendikten sonra iş için her yere başvurduğunu söyleyen Elena Malcı, "Bir süre işsiz kaldım. Daha sonra farklı iş yerlerinde çalıştım. İkinci çocuğum olduktan sonra sevdiğim işi yapmaya karar verdim. Gördüm ki sevdiğim işi yaptığımda hem mutlu oluyorum hem de başarılı. Ben yıllardır pilates ve yoga üzerine çalışıyorum, eğitimlerini veriyorum. İnsanlara faydalı olmak, onlara bilgi birikimlerimi aktarmak beni çok mutlu ediyor. Karşımdaki insanların yüzlerinin gülümsemesi tüm yorgunluklara bedel" dedi.
Elena, 13 yıldır İzmir'de yaşıyor. E'Line Pilates & Yoga Studio'nun sahibi olan Elena Malcı, insanların hem fiziksel hem de ruhsal gelişimine katkı sağlıyor. "Yogayı hayatımdan hiç çıkarmadım. Bu sayede olumsuz olan her şeye karşı daha dik durabiliyorum. Hem bedenim hem de ruhum çok rahat" diyen Elena Malcı, "2002'de İzmir'e geldiğimde hiç yoga merkezi yoktu. Kolları sıvayarak iyi merkeze sahip olmak için yeni eğitimler aldım, kendimi daha fazla geliştirdim. Bu kent için eksiksiz bir studio kurmaya çalıştım" diye konuştu. Elena, "İzmir'i çok seviyorum. Bu kentte yaşayanların her şeyin en iyisini hak ettiğini düşünüyorum. Elimden geldiği kadarıyla bilgi birikimimi onlarla paylaşamaya, onlara yardımcı olmaya çalışıyorum. Sadece sağlıklı bireylerle değil, gelecekte engelli olan insanlarla da çalışmayı düşünüyorum" dedi.
 
 
"İzmir'i başka bir
kente değişmem"
 
ELENA ERCAN
Elena Ercan (42), Rusya'nın Rostov kentinde doğdu. Annesi, jimnastik yapan Elena'yı 9 yaşında onu bale okuluna götürdü. Sınavları kazandığında hayatını adayacağı mesleğini kazanmış oldu. Moskova'da dans etmeye başladıktan bir süre sonra İzmir'e geldi. Ön lisansını Rusya'da yapan, üniversite eğitimini de Türkiye'de tamamlayan Elena, yıllar boyunca dans ederken kendini çok mutlu hissettiğini fark etti. 1992 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Bale Bölümü'ne girip önce eğitim aldı daha sonra da gençlere eğitim vermeye başladı. 23 yıldır evli olan Elena Ercan, "İzmir'i, Avrupa'ya açılan bir kapı ve modern bir kent olarak duyduğum için geldim. Amacım burada çalışıp para kazanmaktı. Çok emek verdim. Burada bunu gerçekleştirdim ve burada evlendim. Ayrıca ben Türkiye'yi çok dolaştım ama İzmir'i çok sevdim. Onu asla başka bir kente değişmem. Rusya'ya gitmektense, oradakileri tatil için buraya getirtmeye çalışıyorum. İzmirliler de rahat insanlar. Bizler biraz daha disiplinliyiz. Zamanımızı boşa harcamayı sevmiyoruz" dedi. Bir süredir Bale ve Müzik Akademisi'nde çalışan ve onlarca öğrenci eğiten Elena Ercan'ın öğrencilerinin bir çoğu Devlet Opera ve Balesi'ne girmeyi başarmış durumda. Ayrıca öğrencileri içinde, balerin olmamasına rağmen hayatını bale yapıp, bale felsefesiyle geçirenler de var. Elena Ercan, "Bale bir disiplin ve felsefedir. Dans etmek bir hayat biçimidir" diyor.






Yorumlar - Yorum Yaz


Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.65693.6716
Euro4.31894.3362
Ne güzeldir,sessizlikte birlikte olmak
Daha da güzeldir, gülmek birlikte
Cennetin ipekten şalı altında
Yosunlara ve kayın ağaçlarına yaslanarak,
Kahkahamız kadar yüksek sesli olduğunu dosluğumuzun
Gösteriyor dişlerimizin beyazlığı.
F. Nietzche