Denizden Gelenler

Denizden GelenlerHep uyarıldık. Kimi zaman Yaradan ve onun kitaplarıyla kimi zaman sanatla kimi zaman kural ve kanunlarla… Ama hiçbirini gerçekten duymadık. Nefsimiz galip geldi. Hazlarımız galip geldi. Daha fazlasını isteme tutkumuz galip geldi. İnsanlık, vicdanının sesini susturduğu gün kaybetti. Hatalarını, Lotus Yiyenler'in meyvesini tatmış gibi unuttu.
İnsanlık Truva’da yara aldı; Afrika’yı köleleştirirken, Amerika yerlilerini yok ederken, Hiroşima’da, Vietnam’da, Brezilya’daki ormanları talan ederken yenildi…
The Odyssey filmi bu kadar konuşulurken yönetmeni Christopher Nolan’ın kusurlarına değil de daha çok bize, İzmirli Homeros’la birlikte anlattıklarına odaklansak nasıl olur?
Çünkü büyük eserlerin değeri, kusursuz olmalarında değil; bizi kendimizle yüzleştirebilmelerindedir. Filmde "Denizden Gelenler" üzerinden anlatılan o savaşçı, yağmacı ve kurnaz gölge tarafımızı gerçekten geride bırakabildik mi?
Homeros, yaşadığı coğrafyanın hikâyelerini büyük bir dikkatle dinleyen bir ozandı. Yaşadığı toprakların yalnızca bir coğrafya değil, insanlığın hafızası olduğunun farkındaydı. Kuşaktan kuşağa aktarılan destanları dinleyerek, kendi doğumundan yaklaşık dört yüzyıl önce yaşandığı düşünülen Truva Savaşı'nı anlattı. Homeros yaşarken Anadolu'da Frig Kralı Midas yükseliyor, İyon kentleri ve Lidya kendi varlıklarını korumaya çalışıyordu. Böylesine çalkantılı bir dönemde Homeros yüzünü geleceğe değil, geçmişe çevirdi ve Truva'yı anlattı. Homeros, geçmişi anımsatarak vicdanlara seslenmeye çalışıyordu. Kalemi öyle güçlüydü ki sözü binlerce yılı aştı. Truva artık yalnızca bir şehir değildi; insanlığın karakterini gösteren bir aynaydı.
İşte Christopher Nolan'ın yeniden anlattığı hikâye tam da bu aynanın karşısına oturmamızı istiyor.
Odysseus'un aynaya bakıp kendini bulması on yıl sürüyor. On yıl... Devleri aşmak. Büyücü Kirke’nin büyüsüne kapılmamak. Ölüler diyarından geçmek. Girdaplardan kurtulmak... Ama en zoru, kendi karanlığıyla yüzleşmek.
Siz hiç içinizden yeni bir siz çıkardınız mı? Yeniden daha güzel bir hayata “merhaba” dediniz mi hiç?
Zordur değişmek… Ama yeni siz gelecek için umut verir, yeni hayal kurdurur, yaşama sevincinizi artırır…
Bazen yeni bir hayat, önce eski kendimizden vazgeçmekle başlar.
Tanrıları kurnazlığıyla aşan Odysseus için asıl sınav, ülkesine dönmek değil; nasıl biri olarak döneceğine karar vermektir. Bugün yine dünyada kötülük kol geziyor. Sirenlerin sesi gibi, savaş çığırtkanlarının sesi de yeniden yükseliyor. Odysseus’tan, denizden gelenlerden öğreneceğimiz çok şey var.
Belki de Homeros'un binlerce yıl önce anlattığı yolculuk, aslında Truva'dan İthaka'ya değil; insanın kendi karanlığından vicdanına yaptığı yolculuktu. Asıl soru şu: Biz o yolculuğa çıkmaya hazır mıyız?