• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ktdgokmen
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=05347896126
  • https://twitter.com/Kucuktasdemir
  • https://www.instagram.com/gokmenktd/
  • https://www.youtube.com/channel/UC2oheUfhR7iDi5hqG-_1HfA?view_as=subscriber
Site Menüsü
Linkler
Site Haritası

Dans eden hafıza





 


Dansçılar el ele, omuz omuza ya da yan yana dizilerek bir halka oluşturur. Bu yapı: birlik, topluluk ruhu, ortak hafıza anlamı taşır.  Ege ve Balkan kültürlerinde çember dansları çok eski ritüellere dayanır. Törenlerde, şenliklerde görülürler… 

Ortak hafızayı canlı tutan bir başka şey de müzik ve ritimdir… 

Müzik ve ritim, kolektif bilinci bir arada tutan, nesiller boyu aktaran ve toplumsal kimliği inşa eden en güçlü "kültürel tutkallardır." İnsanlık tarihi boyunca yazı yokken bile toplumlar ortak geçmişlerini müzik ve ritimle korumuştur. 

İnsan beyni, bilgiyi ritmik ve kafiyeli bir kalıp içinde çok daha kolay kaydeder ve hatırlar. Yazının olmadığı dönemlerde kabilelerin tarihleri, göç hikayeleri ve kahramanlık destanları şarkılar ve ritmik şiirler (örneğin ozanların destanları, Kızılderili ağıtları) yoluyla binlerce yıl boyunca bozulmadan aktarılmıştır. Ritim ve melodi, kelimeleri birbirine bağlayan zihinsel birer kancadır. Tek başına ezberlenmesi imkansız olan devasa metinler, bir melodi eşliğinde ortak hafızaya kazınır. Müzik, soyut tarihi somut bir duyguya dönüştürür.

Ve bir "Biz" bilinci oluşur. Birlikte tempo tutan, dans eden veya şarkı söyleyen insanların beyinleri tek bir organizma gibi hareket etmeye başlar. Bu durum bireysel egoları eritir ve ortak bir kimlik (Biz) yaratır. Oturan Boğa’nın kabilesindeki Güneş Dansı veya Anadolu’daki semah/zikir törenleri gibi ritmik ritüeller, katılımcıları aynı zihinsel frekansa getirerek ortak inanç ve hafızayı mühürler.

İşte geçtiğimiz günlerde böyle bir ortak hafıza ürünü, ‘biz bilinci’nin ortasında kendimi gördüm. 

Dansapoli Dans ve Sanat Akademisi’nin hazırladığı ARMONIA Dans Gösterisi’nin sonunda böyle bir çember vardı.

230 dansçının ele ele, omuz omuza vererek dans ettiği bir çember… Geçmişi unutmayacağız, danslarla, müzikle hatırlayıp geleceğe taşıyacağız diyen bir çember… Dostlukla ve sevgiyle tüm hataları geride bırakarak çok büyük bir aileye dönüşüyoruz diyen bir çember vardı... 

O çembere gelene kadar ise Anadolu’nun üretken yüzünü bir kez de dans ve müzikle fark ettik. Hem Yunanistan’da hem de Türkiye’de dansın nasıl farklılaştığını, değiştiğini, dönüştüğünü ve geliştiğini gördük. 

Gördüğüm bir başka şey de kadınların dansta ne kadar da baskın ve başarılı olduklarıydı. Gruplarda erkek dansçıdan çok kadınların varlığıydı. Gerçi, bu sadece dansta değil, son dönemde hemen hemen her konuda böyle… Bu da aydınlık bir Türkiye için sevindirici.

Biraz başara sararsak, dans bir yolculuk aynı zamanda. Bir kasabadan bir şehre, bir şehirden başka bir ülkeye geçebiliyorsunuz. Yaklaşık 3 saat süren dans gecesinde uğradığımız yerden biri de İkaria adasıydı. Ve bu adanın simgesi haline gelen neşeli ada dansı: İkariotikos.

Dünyanın en uzun ve en sağlıklı yaşayan insanlarının bir kısmı bu adada yaşıyor. Ve o insanlar bunun sırrını iki kelimeyle anlatılıyor:

Kafaya takmamak ve dans etmek…

Size uzun yaşamalısınız demiyorum. Dansla genç ve bilge bir ruha sahip olabilirsiniz diyorum.



Yorumlar - Yorum Yaz
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar45.415945.5979
Euro52.844853.0566
Ne güzeldir,sessizlikte birlikte olmak
Daha da güzeldir, gülmek birlikte
Cennetin ipekten şalı altında
Yosunlara ve kayın ağaçlarına yaslanarak,
Kahkahamız kadar yüksek sesli olduğunu dosluğumuzun
Gösteriyor dişlerimizin beyazlığı.
F. Nietzche