Benim Kızlarım Okuyacak
Benim Kızlarım Okuyacak
Bazı insanlara, bana hayatın güzel yüzünü gösterdikleri için müteşekkirim. Onların varlığı, hayata daha sıkı bağlanmamı sağlıyor. O insanlardan biri 63 yaşındaki Zehra Hanım. Belki öğrencim olmasaydı kendisini tanıyamayacaktım. Yollarımızın kesişmesinden dolayı çok mutluyum. Lisede okurken yazar olmayı hayal eden Zehra Hanım, okumayı çok severmiş. Yanından hiç ayırmadığı defterine sürekli notlar alırmış. Ailenin ekonomisi bozulunca, babası tarafından okuldan alınmış. Daha sonra da zorla bir imamla evlendirilmiş. Zehra Hanım’ın eşi, evlerinde ona ait ne kadar kitap varsa yakmış. Okumasını hiç istememiş… Yine de Zehra Hanım gizliden gizliye eline ne geçirdiyse okumaya devam etmiş. Yıllar içinde çiftin 3 çocuğu olmuş, ikisi kızmış.
Tabii eşi, kızların da okumasını, eğitim almasını istememiş... Ama Zehra Hanım eşinin tüm baskılarına rağmen onun karşısında durmuş ve ‘Benim kızlarım okuyacak’ demiş. Yine de baba, kızlarından biri olan Gülçin, okuldaki arkadaşlarıyla bir doğum günü kutlamasına katıldı diye onu liseden almak istemiş. Bunun üzerine Gülçin okulda bir kutu ilaç içerek hayatını sonlandırmaya karar vermiş. Arkadaşları, Gülçin'in içtiği ilaçların boş kutusunu son anda fark etmiş. Öğretmenlerinin müdahalesiyle hayata tutunmuş.
Onun tek isteği okuluna devam edebilmekti. Bu uğurda yaşamından vazgeçmeyi bile göze almıştı.
Gülçin, o günleri anlatırken bana şunları söyledi: "Madem oyun kurallara göre oynanmıyordu, ben de o oyunu bitirmek istedim. Üstelik bunda çok kararlıydım."
Rehber öğretmeni babasına, ‘’Kızınız okula gitmeye kararlı. Eğer ona izin vermezseniz, bir dahakine gideceğiniz yer hastane değil cenazesi olur’’ demiş.
Bazen bir insanın kaderini değiştiren şey, doğru zamanda söylenmiş tek bir cümledir.
Gülçin’in aynı şeyi bir daha yapacağından korkan babası, ona okula devam etmesi yönünde izin vermek zorunda kalmış. Yıllar geçmiş baba önce demans olmuş, sonra da vefat etmiş. Gülçin hemşire, kardeşi ise bankacı olmuş. Ama Gülçin’in öğrenme arzusu hâlâ dinmedi. Artık bir yandan hemşire olarak çalışırken, bir yandan da Hukuk Fakültesi'nde okuyor. Annesinin içindeki yazar olma ateşi ise hâlâ sönmemiş. Onca zaman sonra okuduğu ilk kitap, benim Çoban Yıldızı adlı romanım oldu. Yazdığı ilk hikâyenin adı ise Tuzlu Kek Vakası…
Yıllardır sönmeyen koru harlamak için yeni kitaplar okuyor, önerdiğim filmleri izliyor, yeni hikayeler yazıyor…
Bugün ise roller değişti. Yıllar önce kendisinin okuyabilmesi için babasının karşısında duran annesine, bu kez Gülçin destek oluyor. Zehra Hanım'ın yarım kalan yazar olma hayalini birlikte gerçekleştirmeye çalışıyorlar.
Onlardan çok şey öğrendim. Umudun aslında hiç tükenmediğini bana yeniden hatırlattılar. Kendilerine minnettarım. Çünkü bazen bir annenin 'Benim kızlarım okuyacak' cümlesi, yalnızca çocuklarının kaderini değil, gelecek kuşakların hikâyesini de değiştiriyor.