• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ktdgokmen
Site Menüsü
Site Haritası

Yumurta

"Bakanlıktan ümidimizi kestik

üreticiyi biz bilinçlendiriyoruz"


Bugünlerde sağlığımız üzerindeki etkisi çokça tartışılan yumurtanın fiyatındaki dalgalanmalar dikkat çekici. Ben de bu dalgalanmayı ve daha pek çok şeyi Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Başkanı Derya Pala ile konuştum


 

 

 

Resimden anlayan anlamayan kimin eline bir kalem verseniz ve "Bir manzara resmi çiz" deseniz, size mutlaka dağların arasından inen bir derenin çevresine serpiştirilmiş evler çizer nedense... Ağaçlar arasında otlayan koyunlar, çevrede uçuşan kuşlar... Ailem sayesinde çocukluğumda yaz tatillerimin küçük de olsa bir kısmını böyle güzel bir köyde geçirme fırsatı buldum. Domatesin, biberin tarladan geldiği, ineklerden sağılan sütten yapılan peynirsiz bir kahvaltı masasının düşünülemediği, her daim balın hakikisinin, yumurtanın tazesinin yendiği sofralara tanık oldum.

Geçtiğimiz günlerde 200 bin üretim kapasiteli Derya Yumurtacılık'ın tesislerini gezerken köyde en çok keyif aldığımız şeylerden birinin sabahları kümesten yumurta toplamak olduğunu hatırladım.

1300 İŞLETME VAR

Elbette o zamanlar bir tavuğun en iyi şartlarda 25 saatte bir yumurtladığını, yumurtanın çok zengin bir protein kaynağı olduğunu, kollestrole yol açmadığını ve özelikle çocuklar için çok faydalı olduğunu bilmiyordum. Aslına bakarsanız o dönemde bunları bilen çok da yoktu. Son 6 yıldır yumurta hakkında daha çok bilgi sahibi olduk. Bunun nedeni de yurtdışında yapılan araştırmaların sonuçlarının bir bir açıklanması ve Yumurta Üreticileri Merkez Birliği'nin (YUM-BİR) yaptığı çalışmalar.

Bugün Türkiye'de yumurta üreten 1300 işletme var. Sektörde yaklaşık 20 bin kişi çalışıyor. Geçtiğimiz yıl yine yaklaşık 15 milyar yumurta üretildi. En çok yumurta ihraç eden ülkeler arasında ilk 10 içindeyiz. Ama bundan 6 yıl öncesine dönersek karşımızda çok iyi bir tablo olmadığını görebiliriz.

KUŞ GRİBİNİN ETKİSİ

2006 yılında yaşanan kuş gribi vakalarıyla çökme noktasına gelen sektörün yeniden canlanmasında yumurtacıların bir araya gelerek kurduğu YUM-BİR'in büyük katkısı var. Ve elbette kuruluşundan bu yana Birliğin başkanlığını yapan Derya Tavukçuluk A.Ş genç ve başarılı Yönetim Kurulu Üyesi Derya Pala'nın...

Derya Pala, YUM-BİR'in sektörün sorunlarını birlikte çözmek, birlikte hareket etmek için 2006 yılında faaliyete geçtiğini söyledi. Yumurtayı daha iyi anlatmak, tanıtmak ve halkımıza sevdirmek için çeşitli faaliyetler yürüten Birliğe sektörün yüzde 75'i üye. Pala, "Birliğin kurulduğu ilk yıl çok sıkıntılı bir dönem yaşadık. Kuş gribinden dolayı tavuk satılmıyor, yumurtalar alıcı bulmuyordu. Basında derdimizi anlatmak istiyor ama bunu anlatacak bir kurumun eksikliğini hissediyorduk. Kısa sürede örgütlendik ve önemli kararlar aldık. Sorunlarımızın çözülmesi çabaladık. Birlik önemli bir işlerlik kazandı. Kriz dönemi atlatıldıktan sonra da Birlik asıl işlevlerini yerine getirmek için çalışmaya koyuldu" dedi.

KONTROLSÜZ BÜYÜME

Her hafta iç piyasa ve ihracat fiyatlarının belirlendiğini belirten Pala, sektörün sorununun pazarlama, arz-talep dengesi ve buna yönelik olarak da fiyatlardaki dalgalanmanın olduğunu söyledi, şöyle dedi: "Sebep ise üretimin planlanamıyor olmasıydı. Herhangi bir tarım ürünü gibi fiyatı arz talep belirliyor.
Talebi artırmak, tanıtım yaparak belki bizim elimiz de gibi ama arz bizim elimizdeymiş gibi gözükmekle birlikte isteyen istediği kapasite artırdığı için kontrolümüz dışında. Bu da ihtiyaçtan fazla üretimi getiriyor. İhtiyaç fazlası üretimde de fiyatlar dibe çöküyor. Üretici zarar edince kapasiteyi düşürüyor. Sonra fiyatlar yeniden yükselince yine kapasite artırıyor ve bu süreç 6-8 aylık dalgalanmalarla devam ediyor.
Bunu birlikler aracılığıyla ve bakanlıkla birlikte planlayabileceğimizi düşündük. Kurulalı 6 yılı geçti ama bu konuda hiçbir şey yapamadık. Çünkü Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın üretici ve birlikler üzerinde hiçbir yaptırım gücü yok."

"Öncelikle ihtiyacı tespit etmek lazım" diyen Pala, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ülkenin tüketimi nüfus artışları da göz önünde bulundurularak belirlenmeli. Ayrıca ihracat potansiyeli de geçmiş yıllara bakılarak hesaplanmalı.
İhtiyaç tespit edildiğinde de kapasite artırımına yönelik yatırımların önüne geçmek için de, önlemler alınması. Mesela ruhsatlandırma bedeli artırılmalı. Almanya'da bu yapılıyor.
Tavuk gübresi işlenmezse asit içerdiği için toprağa zararlı. Çok sayıda tavuk çiftliği olmasına rağmen gübre işleme tesisi az. Bakanlık yeni bir işletme kuracağınız ya da kapasite artıracağınız zaman bu tesislerin de yapılmasını isteyebilir.
500 bin kapasiteyi geçen tesisler bir ziraat mühendisi, bir gıda mühendisi ve bir veteriner zorunlu tutulabilir. Firmalar eksiklerini gidermek için yatırım yapmalı, gereksiz yere kapasite artırmaya yönelmemeli. Bugün karar verin, 4 ayda üretime geçebilirsiniz. Bu iş bu kadar kolay olmamalı."
Üretimi tahmin etmek için biz Birlik olarak gerekli istatistikleri tutuklarını vurgulayan Pala, "Üretim planlamasıyla ilgili Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan ümidimizi kestik, biz Birlik olarak üreticimizi bilgilendiriyoruz" dedi. Pala, üreticiye önceden yumurta ve civciv üretiminin o yıl ne kadar olacağına dair uyarıda bulunduklarını da anlattı.
2010'dan 2011'in ilk yarısına kadar üretici açısından çok kötü bir dönem geçtiğini ifade eden Pala, "Firmalar ihracata yöneldikten sonra piyasa rahatladı" diye konuştu.

KIRAN KAZANIR

Pala yapılması gerekenler ve Birliğin hedefleri hakkında da şunları söyledi: "2005'ten bu yana ihracatımız arttı. Yurtdışında marka olabilmek için de ürün kalitenizi yükseltmeniz gerekiyor. Kapasite artırmak yerine, kaliteye önem verilmeli, pazarlama faaliyetlerine yatırım yapılmalı. Üreticilerimiz içinde yüzde 15'lik bir kesim bunun farkında.
Geçtiğimiz yıl banka kredileri çok uygun olduğu için herkes 5 yıl vadeli kredi alarak kapasite artırımına gitti. Sektöre yeni giren de çok oldu. Bu da üretim anlamında yüzde 25'lik artış getirdi. Bunun yüzde 5'lik kısmı sektöre yeni girenlerden kaynaklı.
Birliğin asıl hedefi yumurtayı tanınır kılmak. Bunun için 2008'de 'Kıran kazanır' diye bir kampanya başlattık. 1 ay kadar televizyonlarda ve gazetelerde reklamlarımız yer aldı. 1 yıl boyunca da yumurta hakkında yanlış bilinenleri ve az bilinenleri uzmanlarımızla anlatmaya çalıştık. Her gün çıkan haberler çalışmalarımızın ardından da medyada yer almaya devam etti. Tüm bunlar yumurtaya ilgiyi artırdı. 2008'in sonunda Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez'in açıklamaları da satışlarımız etkiledi. Sönmez, pastanın üzerine sürülen yumurtayı bile yasakladığı hastalarından özür dileyerek, 'Yıllarca yemeyin dedik, neden şimdi yiyin diyoruz? Çünkü, son yapılan araştırmalara göre, yumurta insanlarda kan kolesterol seviyesinde önemli bir artışa yol açmıyor' demişti.
Amerika'da ve İngiltere'de yapılan deneylerin olumlu sonuçları da bu açıklamalara denk gelince yumurta aklandı ve kişi başına tüketimi arttı. 2006'da yıllık kişi başına tüketim 115'lerdeyken bu rakam 2008 sonunda 165'lere çıktı. Bugünlerde yaptığımız araştırmaya göre yani 2011 sonunda 185 civarında. Son 5 yılda çok önemli bir artış yakalandı.
Avrupalı ise bir yılda kişi başı 250 yumurta tüketiyor. Çocukların, yaşlıların ve hamilelerin beslenmesinde çok önemli bir yeri var yumurtanın.
Doktorlar ve diyetisyenler herkese sahip olduğu sahip olduğu proteinler ve minareller nedeniyle yumurta öneriyor. Aslında yumurta çok fazla reklama ihtiyaç olmayan bir gıda... Biz bir yerden başladık, gerisi kendiliğinden geldi."

İHRACATTA İYİ DURUMDAYIZ

Yumurtadaki ihracat çok iyi durumda... Fazla olan üretimimizi dışarıya satıyoruz. Kalite artırınca talep de arttı.
2006'da 18 milyon dolarlık bir ihracat gerçekleştirildi. Bugün üretimin yüzde 20'si ihraç ediliyor. İhracat rakamları da 18 milyon dolardan 2007'de 68 milyon dolara çıktı. 2010 yılında bu rakam 179 milyon dolar olurken 2011'in 275 milyon dolarlık ihraçatla bitmesi bekleniyor.
İhracat artınca firmalar Birlik sayesinde değil de, kendileri birebir diyalogla ihracatı sürdürüyor. Ancak ihracatta firmalar fiyatı ortak belirliyor. İran, Irak, Azerbaycan, Türkmenistan, Mısır, Tunus ihraç yaptığımız ülkeler arasında. Üretimde de dünyada 9 ile 11. sıralar arasında gidip geliyoruz.


"Zenginleştirilmiş

gıdaya karşıyız"

Omega 3 ve selenyumlu yumurtaların zenginleştirilmiş ürünler olarak görüldüğünü söyleyen Derya Pala, "Biz Birlik olarak aslında yumurtada zenginleştirilmiş ürünlere çok sıcak bakmıyoruz. Çünkü, yumurta zaten başlı başına çok zengin protein kaynağı.
Yumurtayı omega ve selenyum kaynağı olarak görmek yanlış. Satın alırken 3 kuruş yerine 5 kuruş veriyorsunuz. Omega 3 ve selenyum kaynağı olarak görülen yumurtaların içindeki bu maddelerin oranları çok az artırılabiliyor. Kısacası fazladan para vermiş oluyorsunuz. Ayrıca yasal bir düzenleme de olmadığı için kötü niyetlilerin kullanımına açık bir duruma sahipler. Kanada gibi bazı ülkeler et, süt, yumurta gibi bazı gıdaların zenginleştirlmesi yasaklanmış durumda. Bu yasakla tüketici yanıltılarak cebinden daha fazla para alınmasının önüne geçiliyor" dedi.


"Kadın olmanın avantajı yok"

Kadın başkan olmamın dezavantajı olmadığını belirten Pala, sektör açısından avantajının ise toplantıları daha derli toplu geçmesi olarak ifade etti. Pala ayrıca, iş hayatında daha fazla kadın olması gerektiğini de vurguluyor.


"Avrupa'ya girmemize

engel oluyorlar"

Pala, "Son 5 yılda yapılan yatırımlar sonrasında Avrupa'daki üretim tesisleriyle yarışabilecek duruma geldik. Üreticilerinin zarar etmemesi için Avrupa, çeşitli bahanelerle ülkelerine yumurta satmamızın önüne geçiyor. 2012 itibariyle Avrupa'da kafes sistemleri değişiyor. Bu değişikliği yaparlarken yumurta üretimlerinde düşüş olacak. Böylece onlar, yumurta ihraç ettikleri ülkelerdeki talebe yetişemeyebilirler. Onların çekildikleri pazarlara bizim üreticilerimiz girebilir" dedi.

 

 

 



Yorumlar - Yorum Yaz


Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.82483.8401
Euro4.50974.5278
Ne güzeldir,sessizlikte birlikte olmak
Daha da güzeldir, gülmek birlikte
Cennetin ipekten şalı altında
Yosunlara ve kayın ağaçlarına yaslanarak,
Kahkahamız kadar yüksek sesli olduğunu dosluğumuzun
Gösteriyor dişlerimizin beyazlığı.
F. Nietzche