• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ktdgokmen
Site Menüsü
Site Haritası

En büyük aşkı dans - ASLI ÇİLEK

 
 

En büyük aşkı dans


 
İzmir Devlet Opera ve Balesi'nin başbalerini Aslı Çilek, çocukluğundan bu yana bale için verdiği emeğin karşılığını, sahnede gösterdiği olağanüstü performansla alıyor




 
Sylvia, Zorba, Ateş Kuşu gibi pek çok eserde hayranlıkla izlediğim bir isimdi Aslı Çilek. Neler yaptığına baktığımda, Türkiye'de neredeyse yer almadığı eser, çıkmadığı sahne, almadığı ödül kalmadığını gördüm. Yurtdışında da pek çok yapıtla birlikte seyirciyle buluşan İzmir Devlet Opera ve Balesi'nin başbalerinini, son olarak 1001 Gece Masaları'nda izleme şansı buldum. Müzikleri, koreografileri ve dekoru ile çok iyi hazırlanmış, keyifle seyredeceğiniz bir eser. Özellikle daha önce hiç bale izlememiş olan varsa, bu eseri mutlaka izlemeli. Performansıyla yine seyirciyi etkilemeyi başaran Aslı Çilek'in hayatına biraz daha yakından baktığınızda bale için doğduğunu görebiliyorsunuz. Küçücük bir çocukken bir balerin gibi giydirilen Çilek, annesinin teşviği ve fiziksel avantajlarıyla konservatuara girip çok çalışarak bugün konumuna gelmiş. Kendi değimiyle "çatışarak değil çalışarak" baledeki kariyerini her geçen gün bir adım öteye taşıyor.



 
Gökmen Küçüktaşdemir



 
Çeşme'de amatör ligde futbol oynayan bir baba ve resim öğretmeni bir annenin kızı olarak, spor ve sanat sanki sende bütünleşmiş. Sahnede bedenini kullanarak sanat yapıyorsun... Bu bir avantaj olsa gerek, ne dersin?

Babamın atletik yapısı ve annemin sanatçı ruhun karışınca benim de işime yaradı, iyi oldu.

Nasıl başladı bale serüvenin?

Baleye başlamamda annemin etkisi büyük. Beni o yönlendirdi. Ama o da işlerin bu noktaya geleceğini tahmin etmiyordu... Annem de balerin olmak istemiş küçükken. Şartlar yüzünden doğru insanlarla, doğru zamanda bir araya gelememiş. O da sanatın bir başka dalına resme yönelmiş. Sanırım içinde bir ukde kalmış olacak ki beni baleye yönlendirdi. Ben 3- 4 yaşlarımdayken Çeşme'deki evimizin tül perdelerini çıkarıp bana tütü yapardı. Saçlarımı bale topuzuna dönüştürür, süsler püsler, biri biblo gibi pencere kenarına oturtur fotoğraflarımı çekerdi. 1993'te Karşıyaka'ya taşındığımızda, annem beni ve kardeşimi bale kursuna götürdü. Kardeşim çok küçüktü. Onu aldılar, oyun oynar gibi öğrensin diye hemen başlattılar. Ben de 10 yaşında falandım. Bu yaş aslında tam konservatuara başlama yaşı. Annem bizi hobimiz olsun diye kursa götürdü. Eğitmenlerimiz derse başlarken beni çok incelediler. Kemiklerimi tek tek saydılar, kaslarıma baktılar, ayaklarımı çektiler ve gerdiler... Ben de "Acaba bedenimde bir gariplik mi var" diye şüphelenmeye başladım. Daha sonra annemi çağırarak, "Kızınızın kas ve iskelet yapısı bale yapmaya çok uygun. Bizde zaman kaybetmesin. Yazın konservatuar sınavlarına girip okulunda okusun, bunu profesyonel bir iş olarak yapsın" dediler sağolsunlar. Ben 3-4 ay kursa gidip sonrasın konservatuara girdim.  
 



FINDIKKIRAN ÇOK ÖZEL
 
Annenin seni ilk sahnede seyrettiği günü hatırlıyor musun?

Evet hatırlıyorum. Okul temsillerimiz olurdu. O zamanlar da başrollerde sahneye çıkardım. Lise sondaki ilk ciddi başrolüm Fındıkkıran balesiydi. Annem bana: "Bale yapmanı çok istemiştim ama bu işin senin mesleğin olacağını ben de hiç tahmin etmemiştim" demişti. Konservatuarı bitirdikten sonra İzmir Devlet Opera ve Balesi'yle sözleşmeli olarak çalışmaya başladım. İçinde ilk yer aldığım gösteri yine Fındıkkıran'dı ve ben yine başrol olarak sahneye çıktım. Bu nedenle Fındıkkıran balesinin benim hayatımda çok özel bir yeri vardır.

Konservatuarda yetişen bir genç olarak sanat kurumlarının kapatılmasına yönelik çalışmalar için ne söyleyebilirsin?

Kültür sanat kurumları kapanırsa, yetişmiş bir genç nesil olmaz. Böylece sanatın ülkemizdeki gelişimi durur. Bu da ülkenin gelişiminin durması anlamına gelir. Bilim ve sanat olmadan hiçbir ülkeyle yarışamazsınız. İnsanlarınızın algı, bilgi ve kültür düzeyi düşer.

Baleden başka çocukluğuna dair hatırladığın ne var?

Fizik olarak babama benzememin faydasını çok gördüm. Çeşme'de yaşadığımız için çok küçük yaşlarda yüzmeyi öğrendim, erkek çocuklarla futbol oynadım. İlçede tanınmış bir ailenin çocukları olmanın avantajını, çok özgür bir çocukluk geçirerek yaşadım. Bu da fiziğimi daha iyi kullanmamı ve kendimi daha iyi ifade edebilmemi sağladı. Şanslıydım. 



 
KARDEŞİ BALEYİ BIRAKTI
 
Baban aynı zamanda çok tanımış bir markanın yaratıcısı, değil mi?

Kumrucu Şevki bizim aile şirketimiz. Dedem ve babam Kumrucu Şevki'nin kuruculuğunu yaptı ve iki amcam ile şirketimizin büyümesi devam etti. Kumru sektöründe daha geniş bir pazara yayılabilmek için üçüncü nesil olan kardeşim Selen Çilek, yeni projeleri ve frençayzing görüşmelerini üstlenerek markanın gelişmesinde büyük katkı sağladı.

Kardeşin baleye devam etti mi?

Selen devam etmedi. Amerika'da işletme ve Fast Food üzerine özel bir eğitim aldı. Şimdi şirketimizde babama yardımcı oluyor. Frençayzing işleri onda. 3 - 4 yaşlarında baleye başlayan bir çocuk, onun oyun olmadığını anlamaya başlayınca sıkılıyor. Kardeşimde de böyle oldu. O yüzden tavsiyem çocuk oyun zamanında oyun oynamalı. Sonra baleye başlamalı. Bale bir oyun değil. 6- 7 yaş çok uygun.

İzlediğim eserlerde görüyorum ki bale partnerin önemi büyük. Partnerlerinle uyum içinde misindir?

Kesinlikle çok önemli. Artık tek beden oluyorsunuz. Uzun süre Kıvanç Ekin'lae dans ettim. Şimdilerde ise Boğaçhan Bozcaada ve Dolun Doyran ile dans ediyorum. Onlar benim iyi günümü, kötü günümü artık çok iyi biliyorlar. Ben de onlarınkini. Beni havaya kaldırırlarken nereden nasıl tutacaklarının farkındalar.

Siyah Kuğu ya da bugünlerde popüler olan Fi dizisinde olduğu gibi balenin içinde hep bir hırs öğesi olduğu gözümüze sokuldu. Sen hırslı biri misindir?

Fi'yi izlemedim. En yakın zamanda izleyeceğim. Şunu biliyorum ki herkes gösterilerde başrolde olmayı ister. Aileler de çocuklarını bu yönde teşvik eder. Eğitmen arkadaşlarımın söyledikleri de hep bu yönde. Bu da ister istemez rekabeti doğruyor. Ben hırslı olanların çok sıkıntı yaşadıklarını gördüm. Hırslı olmadım. Ama çok çalışkanımdır. Çakışarak değil, çalışarak bir adım önde olmayı seçtim. Daha çok kendi içimde bedenimin daha iyi olması için kendime koyduğum hedeflere ulaşma çabam vardır. Hep daha iyisi için çabalarım. Sanata da çok yakıştırmıyorum hırsı. Bale çok daha naif, kendi konsantresi ile yapılım sahnede patlatılması gereken bir performans sanatıdır. Çok çalışmalı ama bazı şeyleri de çok zorlamamalı. Mesela yurtdışında çalışmayı çok istedim ama yanlış zamanlarda yanlış yerde olduğum için bunu gerçekleştiremedim.

Yurtdışında çalışma hayalin noktalandı mı?

Evet çünkü balede yaş çok önemli. Kelebek ömrü gibi kısa bir zirve noktanız oluyor. 35.5 yaşındayım ve yurtdışında çalışmak için, yeniden başlamak için geç kaldım.

Kaç yaşına kadar dans etmeyi düşünüyorsun?

Kendime çok iyi baktığım söylenemez. Ama yaşımın getirisi olan fizik yapısını ve zorluklarını hissetmiyorum. Bedenim bana eziyet çektirmeye başlarsa, artık yapamayacağımı hissedersem bırakırım. Elbette süreç içinde ayaklarımız nasır tuttu, kanadı, sakatlıklar yaşandı, kırıklar oldu. Zor süreçler geçirdik. Fakat bir yaştan sonra her adımımız bir eziyete dönüşüyor. Ben de bunu bedenime yapmam diye düşünüyorum. Zaten o günler yaşandığında artık sahne de seni istemiyor. Zirvede bırakmak en güzeli.

Çayı, kahveyi şekerli içiyorsun. Yemekle aran nasıl?

Hırslı olmadığım gibi özgürlüğüme de düşkünüm. Geçmişte kiloluydum ve her pazartesi diyete başlıyordum. Çevreden müdahale gelince, zayıflamam gerektiği söylenince daha fazla yiyesim geliyor. Birisi bir şeyi yapma derse, benim yapasım gelir. Hayatımda da böyle. İnatçı bir yapım var.        




Sahnede büründüğün rolden çıkamadığın oldu mu?

Ben Siyah Kuğu'da rol aldım. Siyahı da beyazı da yaşayarak, hissederek oynadım. Ama sahneden indikten sonra ikisinin de içinden sıyrılmasını bildim. Yeniden Aslı olabildim. Bunu sahne üzerinde layıkıyla yapamayan dansçıların sahnede role yeterince gerçekçi bürünemediği gibi sahneden indikten sonra da etkisinden çıkamadığını gözlemledim. Bu bana biraz komik geliyor. Bunun ayrımını iyi yapmak lazım. Ben dram içeren eserleri çok sevdiğim için Otello ve Kamelyalı Kadın Balesi, canlandırdığım karakterler sebebiyle oynamaya doyamadım eserler arasındadır.





FİLM TEKLİFİ ALDI

Sinema filmi olarak Siyah Kuğu'yu nasıl buldun? Filmde baskın bir anne karakteri var. Annenle bir bağlantı kurdun mu?

Film abartılıydı... Ama insanların ilgisini çekmek için bu yönteme başvurmaları gerektiğini de düşünüyorum. Başroldeki kızın psikolojisini bozan kızın annesiydi. Kızın yaşadıkları annesinin hırslarından kaynaklanıyordu. Aile çok önemli. Annem çok güzel ben yönlendirdi. Ama daha sonra hiç müdahale etmedi. Ben okulda eğitmenlerimle beraber kaldım ve yaşadığım sorunları da gidip aileme anlatmadım.  Mesleğimle ailemi yüzgöz etmedim, kendi ayaklarım üzerinde durdum.

Sinema ya da dizi oyunculuğu için teklif aldın mı? Oyunculuk düşünüyor musun?

Teklif aldım ama kabul etmedim. Ben bir kaç işi aynı anda götüremiyorum. Mesela bunu kardeşim yapabilir ama ben hem baleyi hem oyunculuğu götüremem. Bu benim yaptığım işi çok iyi yapmak istememden, sadece o işe odaklanmamdan, mükemmeliyetçiliğimden kaynaklanıyor. Kendi içimde disiplinliyim. Eğitimcilik için de aynısı geçerli. Sahneyi bıraktıktan sonra, ders vermeye başlayabilirim. Bir gün bale biterse oyunculuk yapabilirim.



Şu anda baş balerinsin ama bir gün. Başka rollerde sahneye çıkman istediğinde de çıkar mısın?

O dansçının donanımı ve direktörlerimizin yönlendirmesiyle alakalı. Benim doğamdan kas ve iskelet yapım yerindeydi ama ben birçok şeyi kafa patlatarak yaptım. Be dansçılığım sırasında belki dezavantajım oldu fakat ileride eğitmen olduğumda avantajım olacak diye düşünüyorum. Çünkü dansçıyken her hareketin birkaç püf noktasını aradığım için biliyorum. Çalıştırıcılık konusunda iyi bir gözüm olduğunu düşünüyorum. İlerde bunun için kendimi daha çok geliştirmeyi düşünüyorum. İyi bir solist çalıştırıcısı olacağımı düşünüyorum.

Aslı'nın bir günü nasıl geçer?

Yoğun çalıştığımız zaman bende şöyle bir reaksiyon oluyor: çok erken yatamıyorum. Eve vardığımda hemen uyumuyorum. Biraz evi de yaşamak istiyorum. Kitap okumak, film seyretmek, arkadaşlarımla sosyalleşmek de istiyorum. Haliyle çok erken kalkamıyorum. Kalkar kalkmaz da işe gidiyorum. Tatil günümse eğer uykuyu biraz daha uzatıp bedeni dinlendiriyorum. Kalktıktan sonra da fitness veya pilates yapıyorum. Bazen bisiklete biniyorum. Hava güzelse yüzüyorum. Damak tadıma düşkünüm güzel yemek yemeyi severim ama mutfağa fazla girmem.

Kumru yiyor musun?

Evet çok severim. Hiç bir zararını görmedim. Bunlar dışında gezmeyi ve yurtdışına gitmeyi yeni yerler görmeyi çok seviyorum. Tanımadığım bir yere gidip yeni bir şeyler yemek, tatmak da çok güzel.

Modern dansı seviyor musun?

Özürlüğüme düşkün bir insan olduğum için bende farklı, sınırsız kapılar açıyor. Her temsil ayrı bir yorum yapabilme şansımız var. Klasik balede bir çerçeve içerisindeyiz. Topuğumuzu bir milim bile dışarı döndürmemiz gerekiyor. Ama yine de her ikisini de çok seviyorum. Düşündüğüm zaman hem modern çizgisiyle hem dramasıyla beni etkileyen eserler; Sun King,Sınırların Aşıldığı Noktalar ve Otello Baleleri diyebiliriz.



Birçok eserde rol aldın. "Şu eserde de rol almak istiyorum" dediğin var mı?

Evet var: Manon Balesi. Müzikleri, koreografisi ve dramatik yapısı beni çok etkiliyor. Sanırım telif sorunu olduğu için repertuarımıza katılmadı. Daha gençken Siyah Kuğu, Don Kişot ile Romeo ve Juliet'i çok oynamak isterdim. Zaman içinde bu eserlerde rol aldım. Bu arada Juliet adında bir köpeğim vardır. 

Bale yapmasaydın, ne yapardın?

Çocukken bebek elbiseleri dikerdim. Stilistlik yapmayı çok isterdim. Bizde de her eser için kostüm dikiliyor. Ben de kostüm provalarına gittiğim zaman bizle ilgili olsun olmasın dizaynırların tüm çizimlerini bakıyorum inceliyorum ve haddimi aşmamak kaydıyla kendi kostümümü rahatlığıyla ve dizaynı ile ilgili ufak önerilerde bulmuyorum. Yarın ne olacağı belli olmaz. Belki onu da kendime bir meslek olarak katabilirim ya da sahne sanatlarıyla ilgili bir şeyler yapabilirim.


 
 

Aslı Çilek kimdir?



1981 yılında İzmir'de doğdu. 2003 yılında DEÜ İzmir Devlet Konservatuvarı'nın Bale Bölümü'nden başarıyla mezun oldu. Yine aynı yıl İzmir Devlet Opera ve Balesi bünyesinde çalışmaya başladı. Okul yıllarında Rotary'nin düzenlediği bale yarışmasında birincilik ödülünü kazandı. Yurtiçinde ve yurtdışında (İtalya, Fransa, İspanya, Gürcistan, Çin, Pakistan ve Bosna-Hersek) düzenlenen birçok özel gala ve temsiller ile ülkemizi temsil etti. 2010 'İstanbul Kültür Başkenti' projesinde solist sanatçı olarak görev aldı.Aynı yıl Dans Platform'una katılarak dünya bale yıldızlarıyla beraber çalışma imkânını buldu. 2011 yılında Andante dergisinin düzenlediği Donizetti ödül töreninde 'Yılın En Iyi Kadın Dansçısı' ödülüne layık görüldü. 2013 yılında 'Çin-Türk Dostluk Yılı' kapsamında düzenlenen projelerde görev alarak, Çin'in Urumçi, Şangay ve Pekin şehirlerinde başdansçı olarak dans etti. 2014 yılında Lions Konfederasyonu'nun düzenlediği Tiyatro ve Bale ödül töreninde 'Yılın En Iyi Dansçısı' ödülünü almaya hak kazandı. 2003 yılından bu yana İzmir Devlet Opera ve Balesi'nde Başdansçı olarak görevini sürdürmektedir. Başdansçı olarak sahnelediği eserlerin bazıları; Kuğu Gölü (Odette-Odile), Don Quixote (Kitri), Giselle (Giselle), Sylvia (Sylvia), Üç Silahşörler (Constance), Dr.Jivago, Fındıkkıran (Clara-Şeker Perisi), Korsan (Medora), Bir Yaz Gecesi Rüyası (Titanya), Kamelyalı Kadın (Kamelyalı Kadın), Zorba (Marina), Othello (Desdemona), Cindrella (Cindrella) vs... Bunların yanı sıra Ankara Devlet Opera ve Balesi'ne Zorba (Marina) Balesi için, Mersin Devlet Opera ve Balesi'ne Don Kişot (Kitri) Balesi için, Samsun DOB'a (Gürcistan turnesi) Amozonlar Balesi ve Antalya DOB'a Fındıkkıran (Clara) Balesi için konuk sanatçı olarak davet edilmiştir.
 

Yorumlar - Yorum Yaz


Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.65693.6716
Euro4.31894.3362
Ne güzeldir,sessizlikte birlikte olmak
Daha da güzeldir, gülmek birlikte
Cennetin ipekten şalı altında
Yosunlara ve kayın ağaçlarına yaslanarak,
Kahkahamız kadar yüksek sesli olduğunu dosluğumuzun
Gösteriyor dişlerimizin beyazlığı.
F. Nietzche