• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ktdgokmen
Site Menüsü
Site Haritası

Ahmet Telli

 

Şiire tutunarak kurtuldum

Son kitabı Nida'yı ve şiirsel yolculuğunu konuştuğumuz büyük şair Ahmet Telli, her türlü olumsuzluktan şiir yazarak çıktığını anlattı

Bir yanınız şiire ilgi duyuyorsa ve bir köşesinden yakalıyorsa gönlünüz sözcüklerin ahenkle dans ettiği dizeleri, o zaman siz de duymuşsunuzdur şair Ahmet Telli'yi. Yalnızlığınızın iç çekişlerinde, hayalinizdeki sevgiliye ulaşma çabanızda, ilan ettiğiniz aşkın yoğunluğunun anlatımında onun şiirlerini bir dost gibi yanınızda bulursunuz her daim. İsyanlarınızda ve baş kaldırışlarınızda da terk etmez sizi Ahmet Telli. Bu yakınlığı, "Bu akşam konuğum ol / Oturup konuşalım biz bize / Anıların çubuğunu yakıp / Uzatalım geceyi biraz" diye seslendiği dizelerde yakalayabilirsiniz ya da "Ve ölesiye bağlıyızdır / Sevdamızı paylaşan / Uzak yakın dostlara / Ki ahde vefa denen şey / Bizimle girmiştir kitaplara" dediği şiirinde hissettirdiği gibi. Ahmet Telli haklıdır. 'Ahde vefa' bir başka şair Asuman Susam'ın kitabında da yer almaktadır. Asuman Susam, Ahmet Telli'nin şiirsel serüvenini incelediği "Yangın Yılları'ndan Nida'ya" isimli kitabını "Bir şairi sevgiyle anlama çabası ve bir ahde vefadır" diye tanımlar.

KENDİNE SESLENİŞ

Biz de, 15. İzmir Kitap Fuarı'nda okurlarıyla buluşacak olan Ahmet Telli ile son kitabı Nida'yı ve şiirsel yolculuğunu konuştuk. Konuğum bir şair olunca, sözcüklerin yüklendiği anlamlardan, derinlikten ve söyleşinin akıp giden ritminden büyük keyif aldım. Okuduğum onca şiirinden sonra şairin yaşanmışlıklarına, kırılganlıklarına ve hayata bakışına bir adım daha yaklaşmaktan dolayı mutluluk duydum.  
Şair son kitabı Nida'da şöyle seslenir:  
"Hayatın bir hikayesi varsa bizimki biraz da bu idi işte
Ölüm en gencimizden yakaladı, on yedisindeydi
Şimdi uzun uzun susuyor belleğini yitiren kim varsa
Çağ nedir, unutuş ne; zaman bir iğne deliğinden geçip
Darası oluyor birikmiş anıların ve ölümlerin
Kekeme bir tarih yazıcısının bize ayırdığı sayfada
Kanlı bir nida işaretiyiz, tarihin imlasını bozan
Yaralı bir nidayız yaşadığımız bu dünyada"
Öğrendim ki şairin aslında seslendiği kendisiymiş. Elbette bu seslenişten okur da payını alıyor ama bakın Ahmet Telli ne diyor: "Kendime seslendim. Çünkü kendimde, insanlığın yaralı hallerinden birini görüyorum. Yaralı bir insana selam vermek iyidir. Şiirin öznesi olan şair ile nesnesi olan şiir arasındaki ilişki, bir hayat hikayesi değildir. Şair kendi yazdıklarına sızmaz mı? Sızar... Bir biçimde sızar ama bir yaşam öyküsü, bir iç dökme gibi değildir. O bir bireysellik içersinde ben derken sana, ben derken bize ve ben derken sizlere hitap ederek sizlere bir yol açar. Yaşam öykümü anlatmak gibi yaşananlardan çıkardığım, bu sadece bana ait olmayan ama birçok hayata dair olan olguları dillendirmektir."
12 Eylül döneminde sıkıyönetimce tutuklanarak sürdürdüğü edebiyat öğretmenliği görevinden alınan Ahmet Telli o günlerde ve sonrasında aldığı yaraları şiirlerle kapatmış. "Yazdıklarımız bizi sorgularken biz yazdıklarımızla kendimizi yüzleştiririz ama garip bir şekilde yazdıklarımızın bizi yaraladığı ya da onardığı olur" diyen şair, "1981 Temmuz'unda cezaevinden çıktığımda, tutunacağım tek şeyin ne olduğunu bilmiyordum. Çocuklarım mı, karım mı, sokak mı, arkadaşlarım mı? Hepsine baktığımda dedim ki; içinde bulunduğum örgütlenmeler paramparça olmuş dağılmış, işim kaybolmuş, dostlarımın bazıları kaldırım değiştiriyorlar, evimin konukları artık gelmez olmuşlar. Birden şunu fark ettim ki, yazmak beni onaracaktır. Şiir, beni o döneme de alkolizimden, serserilikten, her türlü olumsuzluktan kurtaran ve hayata yeniden bağlayan tek şey olmuştur. Bu bakımdan sonra şiir onarıcıdır."

İLK KİTAP, İLK GÜNAH

Şairin son kitabında da diğerlerinde hissedildiği gibi hüzün var. Ama aynı zamanda her dize içerdiği anlam yoğunlukları ile okuru daha çok düşünmeye itiyor. Sayfalar arasında biçimsel arayışlar ise dikkat çekiciyken, ben Ahmet Telli'ye, "Politika ve şiiri yan yana koyduğunuzda size ne düşündürüyor, şiirinizde ne kadar politika var? diye soruyorum... O ise beni gülümseyerek şöyle yanıtlıyor, "Politikanın genel olarak özelliği iktidar olmaktır. İktidar için her şeyi meşru gören bir doğası vardır politikanın. Şiir ise tüm iktidarlara karşı olan bir sanat dalıdır. Burada sanat ile politikanın uzlaşmaz bir çelişkisi vardır. Ama politika sürekli olarak her alanı olduğu gibi şiiri de kuşatmak ve hakim olmak isteyebilir. Bu onun doğal hakkıdır. Şiir politikayı kullanabilir ama politika şiiri kullanmamalıdır. Kullanırsa o şiir kendi kirli ırmağa döner. Nazım'ın politik şiirlerine bakın saf politikaya anlatıyorsa o şiir çok yaygın değildir, sadece politikacıların dilindedir."
1979 yılının yayımlanan ilk kitabı "Yangın Yılları"nı eline aldığında hissettikleri için "Her tarif eksik kalacaktır" diyen şairin yine aynı yıl Hüznün İsyan Olur adlı şiir kitabı basıldı. Ardından da Dövüşen Anlatsın (1980), Saklı Kalan (1981), Su Çürüdü (1982), Belki Yine Gelirim (1984), Çocuksun Sen (1994), Kalbim Unut Bu Şiiri (1994), Barbar ile Şehla (2003) ve son olarak da Nida adlı kitapları geldi. Hiçbir zaman öğrencilerine kendisini bir şair olarak tanıtmayan, kitaplarını göstermeyen Ahmet Telli, "Şairlerin ilk kitapları, ilk günahlarıdır" diyor.
Şair Asuman Susam'ın kendisi hakkında yazdığı kitap içinse Ahmet Telli, "Kitabın içeriğine dair herhangi bir şey söylemem mümkün değil. Şu bakımdan önemli; ne yazık ki yaşadığımız bu dünyada olan ölü şairler üzerine kitaplar çalışmalara yapılmakta. Bir şairi sağlığında inceleme hazırlama biraz azdır. Bu bakımdan yaşadığım yıllarda böyle bir kitabın çıkması beni sevindirmiştir" dedi.
Bu arada Ahmet Telli'nin şiirleri anlatılırken çok sayıda tanımlama yapılmakta. Bunlardan en çok dile getirileni "toplumcu şair" sıfatı. Ahmet Telli, bu kategorize etme ya da sınıflandırmayı düşün ve sanat tarihçilerinin yaptığını söylüyor. Telli, "Aydınlanma döneminden miras kalan bir şeydir bu kategorize etme durumu. O dönemde belki böyle bir şey kitleler için ya da hedef kitle için doğru bir şeydi. Ama bugün modern toplumlarda ya da modern yaşam biçimden de bu sınıflandırma sanat cinsinden doğru gelmiyor bana. Çünkü bir örneği Nazım'ın ağzından verdiğimizde, pekala aynı şeyi okuyuşunuza göre ya da o andaki algınıza göre ideolojinize göre toplumsalcıdır veya aynı şiirde çok bireysel duygulanımları görmek mümkündür. Aynı şiir yurtseverliği, bireysel acıları, bireysel sevinci, mutsuzluğu anlatabilir bize. Örneğin, Aragon, "Mutlu aşk yoktur" dediğinde bu yalnızca kendi duygusunu değil genel bir insanlık halini, genel bir insanlık durumunu anlatan bir mısra oluşturmuştur. Böyle bir ölçü var mı dır? Bu algı sonucudur. Pek çok şiir yerel olduğu halde, evrenseldir de."
Son olarak bu yıl ki kitap fuarı ile ilgili görüşlerini sorduğumuz Ahmet Telli, kitap fuarlarının daha çok kurumsallaşmaya başladığını, panayır havasından uzaklaştığını söylüyor. Fuarların, kitap günlerine dönüştüğünü, bunu da onur konuğu yazarlar seçilmesi ve o yazarlar üzerine konuşmalar yapılmasına bağlayan şair, okur ve yazarların buluşmasının kendisini mutlu ettiğini söylüyor. Yaklaşık 7 yıl sonra çıkardığı Nida isimli kitapla okuruyla İzmir Kitap Fuarı'nda buluşacak olan şair heyecanını da saklamıyor.



Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.65693.6716
Euro4.31894.3362
Ne güzeldir,sessizlikte birlikte olmak
Daha da güzeldir, gülmek birlikte
Cennetin ipekten şalı altında
Yosunlara ve kayın ağaçlarına yaslanarak,
Kahkahamız kadar yüksek sesli olduğunu dosluğumuzun
Gösteriyor dişlerimizin beyazlığı.
F. Nietzche