• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ktdgokmen
Site Menüsü
Site Haritası

Soygunun ardındaki Dalton kardeşler imzası (5)

Soygunların ardındaki

Dalton kardeşler imzası

Gökmen Küçüktaşdemir

3 hafta içinde İzmir ve çevresinde ardı ardına yaşanan silahlı soygun olayları esnafta panik havası yaratmıştı. Soyulan 8 işyeri arasında; 2 benzinlik, 1 süpermarket, 1 eczane, 3 kuyumcu, 1 beyaz eşya dükkanı vardı. Esnaf birbirine, 'Acaba yarın sıra kimde?' diye soruyor, sokakta insanlar bu seri hırsızlık vakasını konuşuyorlardı. Zanlılar bir türlü yakalanamazken son soyulan marketin sahibinin öldürülmesi de tepkilerin giderek artmasına neden olmuştu. Önceki olaylarda kimse yaralanmamıştı bile… Valilik ve Emniyet Müdürlüğü son gelişmelerin ardından sadece bu olaylarla ilgilenecek, teşkilatın en iyi polislerinin yer alacağı bir ekip kurma kararı aldı. Hemen ardından da iki Hısızlık Masası ve bir Cinayet Masası dedektifi ile onlara yardımcı olacak bir danışman psikiyatrı bir araya getirerek ekibi tamamlandı.

ELEKTRİĞİ KESİYORLAR

Ekip, ilk soygundan başlayarak tüm yaşananları gözden geçirip ellerinde bulunan delilleri inceleyerek çalışmaya başladı. Yaptıkları değerlendirmeler ve analizlerle hırsızları yakalamak için profil çıkartmaya uğraştılar. Soyulan işyerlerinin sahipleri ve çalışanlar, soyguncuların uzun boylu iki kişi olduklarını söylüyorlardı. Üzerlerinde uzun, siyah pardesü, kafalarında maske ile şapka ve ellerinde eldiven vardı. Girdikleri 8 iş yerinde de kamera sistemi kullanılıyordu. Ama hırsızların mekana girmeden önce yaptıkları ilk şey o bölgenin elektriğini kesmekti. Böylece kameralar kayıt alamıyordu. Ayrıca içeri girip çalışanları etkisiz hale getirdikten sonra da büyük bir ihtimalle işyerinde jeneratör olma ihtimaline karşı da tek tek tüm kameraların merceklerini siyah sprey boya ile boyuyorlardı. İçeridekilerin ellerini, ayaklarını ve gözlerini bağlamalarının yanı sıra ağızlarını bantlıyor ve hatta kulaklarını da pamukla tıkıyorlardı. Daha sonra 'kapalı' yazısını asarak işyerinim kapısını kilitleyip işlerini hallediyor ve ortadan kayboluyorlardı. Olayların en tuhaf yanı da burasıydı. Kelimenin tam anlamıyla 'yok oluyorlardı'. Çünkü onları bu işyerlerinden çıkarken gören kimse olmamıştı. Polis geldiğinde kapılar kilitli oluyordu. Yani ön kapıdan çıkmıyorlardı. Hiç birinin ikinci bir çıkış kapısı da yoktu.

O zaman bu adamlar dışarı nasıl çıkıyorlardı? Kapılar içeriden kilitlenip anahtarı üzerinde bırakılıyordu ama bu ne anlama geliyordu? Sadece kapı açılırken biraz daha fazla zaman kazanmak mıydı amaç? Ayrıca 2. kuyumcunun soyulmasında, iki yandaki apartmanın altında bulunan bankanın kameraları incelenmiş, kuyumcuya giren 2 kişi tespit edilmiş ama çıkan kimse görülmemişti. Hırsızlık Masası dedektifi Suat, "Karanlıktan faydalanıyorlar" dedi. Haklıydı. Soygunlar kış günleri nedeniyle erken kararan havanın ardından tüm bölgede kesilen elektrikten sonra gerçekleşiyordu. Elektrikler geldiğinde her şey bitmiş oluyordu.

ÖNCEDEN PLANLANMIŞ

Cinayet Masası dedektifi Murat da, "Her olay İzmir'in farklı bir ilçesinde gerçekleştirildi. Her birinin 2 ya da 3 gün arayla meydana geldiğini düşünürsek, bunları önceden uzun uzun planlanmış olmalılar. Ya da onlara yardım eden başkaları da olabilir. Zanlılara ait şimdilik elimizde ne bir DNA örneği var, ne de tam bir delil. Cinayete gelince kuyumcuyu karnından vurmuşlar, adam kan kaybından ölmüş. Mekanda işyeri sahibine ait bir de silah bulundu. Sanırım silah çektiği için vurulmuş" dedi. Psikiyatr Tülin, Murat'ın sözlerine şunları ilave etti: "Okuduğum tanık ifadelerinden ve sizin anlattıklarınızdan yola çıkarsam bu iki kişi zorda kaldıkları için silah kullanmışlar. Acımasız tipler değiller. Girdikleri yerlerde kaba davranışlar sergilemiyor, adeta insanları kırmak istemiyorlar. Heyecanlı gözüküyorlar. Sanki titriyorlar… Sadece kasadaki parayı alıyorlar. Başka bir şey almamaları bir tepki ya da ne kadar zeki olduklarını göstermek için olabilir. Bu tür insanların bazı konularda kompleksleri veya birilerine vermek istedikleri mesajlar vardır. Hiç kimseye fiziksel görüntüsünden ya da her hangi bir şeyden dolayı aşağılayıcı bir laf etmemişler. Ve her seferinde sadece biri konuşuyormuş. Tüm bunlar bana ikinci adamın konuşmayla ilgili bir özrünün olabileceğini gösteriyor. Sanki bir şeyi ispat etmek istiyorlar."

Diğer dedektif İsa ise, gidip soyulan işyerlerini bir daha görmek istediğini söyledi. Adamların nasıl ortadan kaybolduğunu bulmak istiyordu. İkiye ayrılıp olayların meydana geldiği mekanları gezmek için yola koyuldular.

Ünlü Alman şair ve oyun yazar Bertolt Brecht derki: Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır. Bugün yarına dünle beslenerek yol alır.

DÜĞÜMÜ ÇÖZEN İLAÇ

Benzinlik, süpermarket, eczane, kuyumcu ve beyaz eşya dükkanları hepsini incelediler. Çıkış için sadece tuvaletlerin küçük pencereleri vardı ama onlardan da uzun boylu iki adamın geçmesine imkan yoktu. Başka da ne bir tünel, ne de bir çıkış noktası buldular. Geriye akıllarına gelen tek bir seçenek kalıyordu esnek vücutlu iki akrobatın bu işi yaptığı.

Polis ertesi gün tüm kentte akrobat aramaya başlarken yapılan bir basın toplantısıyla halk bilgilendirildi. Bir gün sonra ise akşam saatlerinde 2 soygun haberi birden geldi. Ancak soygunlardan birini yapan yakalanmıştı. Yapılan sorulama da anlaşıldı ki bu bir taklitçiydi. Gerçek hırsızları taklit etmeye çalışmış ama tuvaletin penceresinden çıkmak isterken sıkışarak yakayı ele vermişti. Ekip birlikte diğer olay mahalline giderek inceleme yaptı. Bu kez Karşıyaka Alaybey'de yine bir beyaz eşya dükkanı seçilmişti. Bu da diğer olaylarla birebir benziyordu. Ancak Olay Yeri İnceleme ekipleri bu kez tuvalette bir flakon bulmuştu. Yani sıvı ilaçların saklandığı küçük bir cam şişe. Delil torbasının içindeki şişeyi eline alarak, "Bu bir Asellacrin" diyen Tülin, şöyle devam etti; "Yani bu bir büyüme hormonu. Büyüme hormonu cüceliği önlemek için kullanılır. Erken teşhiste önemlidir. Doktor kontrolünde belli dozlarda şırınga ile alınır. Bu ilaç çalışanlara ait olmadığına göre hırsızlara ait. Herhalde soygunculardan birinin ailesinde cücelik teşhisi konan biri var."

Dedektif İsa hemen polis memurlarına soyulan eczaneden çalınan ve büyüme hormonu içeren bir ilaç olup olmadığını sordurttu. Şüphesinde haklıydı. Eczanede bu tarz bir, iki ilaçtan çokça eksik bulunmuştu. O gece İsa, tüm delilleri bir kez daha inceledi. Az sayıda olan görüntülere bir daha baktı. Her mekanın soyulmadan birkaç gün önceki görüntülerini inceledi. Kayıtlarda ilginç bir şey fark etti. İki cüce 3 farklı mekanda da göze çarpıyordu. Daha sonra iki soyguncunun gözüktüğü kaseti tekrar tekrar izledi. Hareketlerindeki tuhaflığı başta kayıttan diye düşündüyse de gerçeği sonradan anladı.

TAKMA İSİM

Aslında hısızlar 4 kişiydi. O uzun pardüselerin içinde üst üste duran 2 şer cüce vardı. Ertesi gün cücelerin görüntüleri polise ve medyaya dağıtıldı. Ve çok geçmeden gelen ihbarlar üzerine 4 cüce de yakalanmış oldu. Cam şişenin üstündeki parmak izleri cücelerden birininkiyle uyuyordu. Bu arada hırsızların olay yerlerinden nasıl kaçtıkları da açıklanıyordu. O küçük pencerelerden ancak cüceler çıkabilirdi. Verdikleri ifadelerde, iş bulamadıklarını, kimsenin onlara iş vermediğini söylüyorlardı. Ayrıca devletten gereken yardımı göremedikleri için böyle bir plan yaptıklarını anlattılar. Yan yana geldiğinde ünlü çizgi film karakterleri Daltonları andıran bu küçük adamların haberini, gazeteler "Dalton kardeşler yakalandı" diye verdi.

Bazen gerçeklerin önündeki perdeyi açmak için zihnimizdeki perdeleri aralamak gerekir…

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.65693.6716
Euro4.31894.3362
Ne güzeldir,sessizlikte birlikte olmak
Daha da güzeldir, gülmek birlikte
Cennetin ipekten şalı altında
Yosunlara ve kayın ağaçlarına yaslanarak,
Kahkahamız kadar yüksek sesli olduğunu dosluğumuzun
Gösteriyor dişlerimizin beyazlığı.
F. Nietzche