• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ktdgokmen
Site Menüsü
Site Haritası

Mühendisin ölümünde gizlenen gerçekler (9)

Mühendisin ölümünde

gizlenen gerçekler

Gökmen Küçüktaşdemir 

 Prof. Dr. Akın Soykan, "Hala silahlar üretip savaşlar yaratmamız uygarlaşma sürecini tamamlayamadığımızın bir göstergesidir" demişti öldürülmeden önceki son dersinde. Ege Üniversitesi'nde makine mühendisliği öğrencilerine anlattığı dersin ardından bölüm binasından çıkıp evine gitmek için arabasına yöneldiğinde kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından vurulmuştu. Kanlar içinde bulunan cesedi otopsiye götürüldüğünde kafasından 9 mm çapında iki kurşun çıkarıldı. Olayı gören hiç tanık yoktu. Cinayet Masası dedektifleri kampuse gelip olay yerini inceledikten sonra öğretim görevlisi arkadaşlarına ve bazı öğrencilerine, öğrencileriyle ilişkisinden özel hayatına kadar birçok soru sordular. Daha sonra da eşi Emel Soykan'ın ifadesini aldılar. Bu arada son birkaç yıl içinde verdiği dersler içinden sınıfta bıraktığı öğrencileri tespit etmeyi unutmadılar. Polis, tek tek öğrencilerin hepsine ulaştı ve onları sorguladı.

İYİ BİR BABAYDI

Yapılan sorgulamalardan sonra ilk edinilen bilgiler Akın Soykan'ın çok sevilen, iyi bir öğretmen olmasının yanı sıra iyi de bir aile babası ve eş olduğuna yönelikti. Peki onu kim ya da kimler öldürmüş olabilirdi? Olay kampuste çok çabuk yayılmıştı. Birkaç gün sonra kafeteryada öğrencilerin kendi aralarında yaptıkları konuşmaya kulak kabartan bir sivil polis, cinayetten söz edilirken profesörün bir yasak aşk kurbanı olabileceği şüphesini duydu. Gençler profesöre aşık olan bir kız öğrenciden bahsediyorlardı. Polis, yarım saat sonra konuşmanın içinde bahsi geçen ve adı Aslı olan bu kız hakkındaki tüm bilgilere ulaştı. Olaydan sonra onu gören kimse olmamıştı. Polis kızın evine baskın yaptığı sırada, Cinayet Masası'na kampuste çalılar arasında bir silah bulunduğu haberi geldi. Aslı evde yoktu. Ev arkadaşları onun memleketi Ankara'ya gittiğini söylediler. Hemen Ankara Emniyeti'ne haber verilerek Aslı'nın yakalanması istendi.

ODASINA GİRİLDİ 

Aynı gün öğleden sonra Cinayet Masası'na Akın Soykan'ın odasına girilmiş olduğu ihbarı ulaştı. Odanın kapısı diğer öğretim görevlileri tarafından açık bulunmuştu. Kapıda hiçbir zorlama yoktu. Ya bir anahtarla açılmıştı ya da maymuncukla. Parmak izi veya başka bir kanıtta da bulunamadı. İnceleme sonunda profesörün bilgisayarının kullanılmaz hale getirildiği öğrenildi. Çalışma masası, kitaplığının kurcalandığı belliydi. Yere düşmüş bir sürü ders notu içeren kağıt vardı. Olay Yeri İnceleme ekibini izleyen dedektif Barış, "Bunu yapan her kimse profesyonelmiş. Sanırım bazı delilleri yok etmek istedi" dedi. Polisin çalışmalarını izleyen Yrd. Doç. Maria Kavas ise dedektife, "Belki de Akın'ın yaptığı projelerin peşindeler" dedi. Akın Soykan, 5 yıldır alternatif enerji kaynakları üzerinde çalışıyordu. Güneş pili ile çalışan arabalar, rüzgar enerjisi santralleri, jeotermal enerji satralleri gibi çalışmalarının yanı sıra son dönemde hazırladığı proje yakın çevresi tarafından dikkatle takip ediliyordu. Profesörün projesi hakkında detaylı bilgi vermek için Maria, dedektifi odasına davet etti. Kendisinin de projenin kimi aşamalarına destek olduğunu anlatan Maria dedektife şunları aktardı: "Kimi uluslararası şirketler ve onları destekleyen ülkeler karlılık oranlarının azalmaması için tüm dünyaya bazı senaryolar empoze ediyorlar. Bunlar biri de enerji kaynaklarının azaldığıdır. Unutulmamalı ki kıt olan şey değerlidir. Mesela petrol su gibi çok bulunabilen bir kaynak olsaydı Ortadoğu'ya kan kokusu sinmeyecekti. Dünyayı yanlız petrole endeksleyen petrol şirketleri günümüzde inanılmaz paralar kazanıyorlar. Kazandıkları paralar ile de hükümetleri devirebiliyor, ekonomiye yön verebiliyorlar. Bu gibi şirketler alternatif enerji kaynaklarına da karşılar. Bu günlerde Türkiye'deki enerji sektöründe en çok konuşulan şeylerden biri nükleer santrallerin kurulmasıdır. Hükümetin Enerji Bakanı, 'Nükleer enerji santrallerinden başka çaremiz yok' diyor ama Türkiye rüzgar enerjisi, jeotermal enerji, güneş enerjisi gibi alternatif enerjilerin kullanılabilirliği bakımında çok zengin bir ülke. Zaten nükleer santrallerin zararlarını anlatmaya gerek yok sanırım. Siz hiç başa gelen iktidarlardan şöyle bir şey dediğini duydunuz mu: 'Bu yıl alternatif enerji projeleri üretilmesi için şu kadar bütçe ayırdık.' Ayırmazlar, ayıramazlar. Çünkü borçlandırılarak dışarıya bağımlı hale getirildik. Böyle bir kaynak ayırsalar bile kendilerinden hesap sorulacağını bilirler."

İLGİNÇ PROJE

 

Barış yüzünü buruşturmaya başlamıştı ki Maria hızlanarak devam etti, "Sadede gelecek olursak Akın Bey'in projesi bu alternatif enerji kaynaklarından birinin hayata kazandırılması üzerineydi. Ve şimdiye kadar kimsenin aklına gelmeyen tükenmez bir kaynak bulmuştu profesör. Bu enerji kaynağı aslında herkesin gözü önündeki İstanbul ve Çanakkale boğazlarında bulunmakta. Bölgede, birbirlerine ters yönde ilerleyen altlı üstlü iki akıntı sisteminin olduğunu herkes bilir. Karadeniz'in az tuzlu suları üstten Marmara ve buradan Çanakkale yoluyla Ege'ye çıkar, Marmara'nın daha tuzlu suları alttan Karadeniz'e akar. Profesörün icadını planladığı türbinler, boğazlardaki belli noktalarda suyun altına yerleştirildiğinde bütün Marmara ve Ege için sonsuza kadar enerji elde edilmesini sağlayacaktı. Türbinler birbiriyle tamamen zıt yöne dönen üst üste konulmuş iki pervaneyi andırıyordu. Bu projeyi düşündükçe bana bu cinayet uluslararası şirketlerin işi gibi geliyor" dedi.  

 

SİLAHIN SAHİBİ KİM?

 

O akşam bulunan ve ifadesi alınan Aslı, hocasına aşık olduğunu ama böyle bir olaya karışmadığını anlattı polislere. Aslı olay günü Ankara'da ailesiyle olduğunu da ispat etmişti. Bulunan silaha gelince, ucunda susturucu olan Glock marka bir tabancaydı. Yaklaşık değeri 4500 dolar civarındaydı. Bu silahı bir öğrencinin elde etmesi çok zordu. Silahın üstündeki parmak izlerinden ve seri numarasından, silahın kime ait olduğu araştırıldı. Ancak veri tabanlarında böyle bir ize ve silahın sahibine rastlanmadı. Bu arada araştırmalar sonunda profesörün kimseyle bir husumeti olmadığı da ortaya çıktı. Geçmişi tertemizdi. Cinayet Masası, gelişen olaylardan sonra Türkiye'de enerji yatırımı yapan şirketleri mercek altına aldı. Bu firmaların Türkiye'ye giriş yapan çalışanlarını araştırmaya başlamıştı ki yukarıdan gelen baskılar sonucu dosya kapatıldı. Ve bu cinayette 6 fizikçiyi taşıyan uçağın düşürülmesi, kimi üst düzey komutanlara yapılan suikastlarda olduğu gibi faili meçhuller arasında yerini aldı.   

 Amerikalı siyasetçi Wendell Phillips der ki; "Doğruluk sonsuzluğun güneşidir. Nasıl olsa doğar."  Not: Bu öyküde geçen tüm olaylar ve kişiler gerçek dışıdır.  

Yorumlar - Yorum Yaz
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.83633.8517
Euro4.50604.5241
Ne güzeldir,sessizlikte birlikte olmak
Daha da güzeldir, gülmek birlikte
Cennetin ipekten şalı altında
Yosunlara ve kayın ağaçlarına yaslanarak,
Kahkahamız kadar yüksek sesli olduğunu dosluğumuzun
Gösteriyor dişlerimizin beyazlığı.
F. Nietzche