• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ktdgokmen
Site Menüsü
Site Haritası

Oklarla gelen intikam (22)

 
Oklarla gelen intikam
 
Gökmen Küçüktaşdemir
 
Yazın ortasıydı... İzmir her yaz olduğu gibi garip bir sessizliğe bürünmüştü. Bu sessizliği bozan ise ardı ardına işlenen garip cinayetler oldu. Tüm televizyonlar ve gazeteler her gün kentin bir başka yerinde bulunan Karakum mafyasının üyelerine ait cesetlerden bahsetmeye başlamıştı. Haber bültenlerinde ve gazete sayfalarında geniş geniş yer bulan bu olayları daha da ilginç kılan ise yaşamını yitiren 5 kişinin de okla öldürülmesi ve kalplerinin bir hançerle çıkarılmasıydı. Herkesin ağzında bu konu vardı... Ünlü bir sunucu, “Sanki biri onları tek tek avlıyor ama neden okla?” diye sorarken hazırladığı TV programında, bir diğeri gazetedeki köşesinde katili geçmişten gelen ve adaleti sorgulayan bir kahraman gibi göstermeyi ihmal etmiyordu... Görgü tanığı yoktu ve oklar dışında polisin elindeki tek kanıt; 4 olay yerinden ikisinde bulunan çok az miktardaki altın tozuydu.
KUTSAL BİR ARAÇ
İzmir\'de yaşanan bu olaylar, kentin bir yerel gazetesinde çalışan genç gazeteci Nadir Saadet\'in de ilgisini çekmişti. Polisten aldığı bilgiler, araştırmalar ve olay yerlerinde yaptığı gözlemler sonrası Nadir Saadet, zanlının psikoz bozukluğu yaşıyor olabileceğine dikkat çekti. Ve yazısında şu bilgilere yer verdi: “Psikoz bozukluğu sorunu yaşayan kişilerde ara ara gerçekle bağlantılar kopar, hayaller görüp farklı inançlara bürünebilirler. \'Ok\' günümüzün gerçeklerinden uzakta bir silahın parçasıdır. Aynı zamanda da ok kılıç gibi kutsal sayılır. Üzerine yemin edilebilir olması ve insanları katlettikten sonra kalplerinin çıkarılması, katilin intikam duygusunun çok yüksek olduğunun göstergesidir. Bu olaylarla ilgili kafamızdaki soruların cevabını sanırım katil yakalandığında öğreneceğiz.”
Yaşananları değerlendirmek için bir araya gelen Cinayet Masası dedektifleri, komiser Tuncay Atalay\'ın emriyle ilk iş olarak mafya üyelerinin dosyalarını inceleyip işledikleri suçları araştıracaklardı. Bu arada ekip, olayların meydana geldiği bölgeyi belirleyerek çalışmalarını daha çok orada yoğunlaştırma kararı aldı. Altın tozundan yola çıkarak da tüm kuyumcular ve sarraflar takibe alıncaktı. Ayrıca Nadir Saadet\'in yazısından da faydalanarak bir de ihbar hattı kurulmasına karar verildi. Toplantının sonunda yaptıkları basın açıklamasıyla da halktan, anlamsız davranışlar ortaya koyarak kendilerini belli eden psikoz bozukluğu gözlenen insanları ihbar etmelerini istediler.
Ertesi gün televizyonlarda şok gelişme olarak mafya liderinin evine yapılan saldırıda 4 kişinin daha öldürülmüş olduğu ve Karakum mafyasının lideri Mustafa Karakum\'un kaçırıldığı haberi yer aldı. Tam bir vahşet vardı ortada...
Olayın aynı kişi tarafından yapıldığı açıkça belliydi. Hepsi de okla öldürülmüştü ve hepsinin de kalbi çıkarılmıştı. Mekanda yeni bir kanıt bulunamadı. 
HİÇ İHBAR GELMEDİ
Son yaşananların ardından iki gün geçmişti ki yapılan onca habere ve açıklamaya karşın kimse ihbarda bulunmamıştı...
Bu durumu Nadir şöyle anlattı ertesi günkü yazısında: “Polislerle konuştuğumda kurulan ihbar hattını bir kişinin bile aramadığını öğrendim. Yanlış bir ihbar bile yokmuş. Bu manzara iki şey aklıma getirdi. Ya çok duyarsızlaştık ya da adaleti kimin sağladığını unuttuk...”
Nadir\'in yazısındaki bir başka tespit ise şöyleydi: “Kullanılan oklarla ilgili önemli bir bilgiye ulaştım. Normalde çam ağacı ile yapılan oklar gül ağacı kullanılarak hazırlanmış ve okun dengesini sağlayan \'yelek\' adı verilen kısmı ise yine gül yapraklarından yapılmış. Aslında bir okun atışa hazır olması için 5-6 yıllık bir süre geçmesi gerekir ama bu oklar en fazla 5 aylıkmış. Bu da gösteriyor ki zanlı 5-6 ay önce yaşadığı bir olaydan etkilenerek böyle bir işe girişmiş. Ve bence aşkı simgeleyen gülü kullanması bir tesadüf olmasa gerek...”
Polis köşe bucak kaçırılan mafya liderini ve katili ararken Nadir yeni bir yazıyı kaleme almak için açılan bir minyatür sergisine gitti. Bu karma bir sergiydi. Unutulmaya yüz tutan bu sanata ilgi gösteren çok sayıda sanatçının eserleri sergileniyordu. Nadir sergiyi gezerken eserlerden biri dikkatini çekti. Tablonun bir köşesinde kanlar içinde yatan bir genç kız ve diğer bir köşesinde ise okla öldürülen, daha sonra da katili tarafından kalbi bir hançerle çıkarılan birkaç adam figürü vardı. Eserin altında Kemal Sarı yazıyordu...
TEZHİP USTASI
Nadir, hemen sergiyi organize eden kişilerin yanına giderek Kemal Sarı\'nın kim olduğunu ve orada olup olmadığını sordu. İzmir Minyatürseverler Derneği Başkanı\'nın anlattığına göre rahatsızlığı nedeniyle açılaşa gelmeyen Kemal Sarı 40 yaşında bir müzehhipti. Yani tezhip ustası. Dernek Başkanı, asıl işinin yanında minyatürler de çizen Kemal Sarı\'nın alanında bir deha olduğunu söylüyordu. Başkan, çok önemli restorasyonlarda ve çok önemli eserlerin altında Kemal Sarı\'nın imzasının olduğunu vurgulamayı da unutmamıştı. Nadir, şimdi daha iyi anlıyordu altın tozunun cinayet mahallinde bulunma sebebini...
Nadir, tezhip kelimesinin Arapça (zeheb) altın sözcüğünden türemiş olup altınlamak anlamına geldiğini iyi biliyordu. Bu yazı ve çizimlerle yapılan süsleme sanatında müzehhipler yapıtlarını altın tozu ile yaparlardı.
Nadir hemen komiser Tuncay Atalay\'ı arayarak sergide gördüklerini anlattı ve Kemal Sarı ismini vererek araştırılmasının yararlı olabileceğini söyledi.
EVDEKİ FOTOĞRAFLAR
Yapılan araştırmada Sarı\'nın eşinin 5 ay önce Karakum mafyasının bir kafeyi taraması sırasında öldüğü ortaya çıktı. Yarım saat sonra polis sanatçının evine baskın yaptı. Kemal Sarı evde yoktu ama evin her yeri eşinin fotoğrafları ile doluydu. Duvarlarda, yerlerde, koltukların üzerinde her yerde fotoğraflar vardı. İçerdeki görüntü Kemal Sarı\'nın çektiği acının resmi gibiydi. Ayrıca Nadir\'in sergide gördüğü eserlere benzer minyatürler vardı masasının üstünde. Polis hepsini delil olarak topladı.
Çıkarılan yakalama emrinden birkaç saat sonra da katile özel atölyesinde ulaşıldı. Mustafa Karakum ise mekanın bodrum katında öldürülmüş olarak bulundu. Başta her şeyi inkar edip eşinin yurtdışına geziye çıktığını söylese de zanlı, gözaltında kendisine gösterilen resimlerden ve anlatılanlardan sonra sinir krizi geçirdi. Hastaneye kaldırılan Kemal Sarı bundan sonraki yıllarını akıl hastanesinde geçirecekti.
Kemal Sarı\'nın beyaz önlük giydirilerek götürülüşüne tanık olan Nadir komisere dönerek, “Ne tuhaf 40 yaşındaki bir insanın yaşadıklarından sonra böyle bir caniye dönüşmesi. Sence bu aşkın sonucu mu?” dedi. Komiserse onu, “Bence aşk iyiliğin tarafındadır, kötülüğün tarafında değil” diye yanıtladı. 

Yorumlar - Yorum Yaz
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.65693.6716
Euro4.31894.3362
Ne güzeldir,sessizlikte birlikte olmak
Daha da güzeldir, gülmek birlikte
Cennetin ipekten şalı altında
Yosunlara ve kayın ağaçlarına yaslanarak,
Kahkahamız kadar yüksek sesli olduğunu dosluğumuzun
Gösteriyor dişlerimizin beyazlığı.
F. Nietzche