• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ktdgokmen
Site Menüsü
Site Haritası

Esin Yılmaz (Modacı)

 
 
HEP BİR TİYATROCU OLMAK İSTEYEN MODACININ SON DEFİLESİNDE ANADOLU KOSTÜMLERİ TİYATRAL BİR SUNUŞLA SERGİLENDİ
 
Onun için podyum
bir tiyatro sahnesi
 
Gökmen Küçüktaşdemir
 
 Yakalanmış olduğu kanseri görmezden gelerek onunla savaşan modacı Esin Yılmaz, yeni defilesiyle yine herkesi etkilemeyi başardı. Ürettikleriyle yaşama tutunan Yılmaz’ın 50. yılı için özel hazırlanan gece, bir ‘veda’dan çok yeniden sunulan bir ‘merhaba’ gibiydi
 
 
İğneler, iplikler, düğmeler ve kumaşlarla örülen bir yolda geçen 50 yıl… Bazen bir çocuğun gülümsemesinden, bazen bir çiçeğin güne gerine gerine yapraklarını açmasından ya da bir kelebeğin gökyüzünde özgürce süzülmesinden, tarihten, mitolojiden veya yaşadığı herhangi bir şeyden etkilenilerek yaratılmış onlarca tasarımla renklendirilmiş bir yaşam… 100’ün üzerinde sergilenen defile… Ve hayata bir armağan gibi sunulan giysiler Esin Yılmaz’ı anlatmaya yine de yetmez…
Ondaki güzel enerjiyi hissetmek ve yaratıcı gücüne tanık olmak için onu daha fazla tanımak gerekiyor… Önceki gece bir avuç insanın katıldığı Soyer Kültür Sanat Fabrikası’nda gerçekleştirilen etkinlik öncesi konuştuk Esin Yılmaz’la. Heyecanlıydı, coşkuluydu ve yüzünde eksik olmayan bir gülümseme barındırıyordu… Hala savaşıyor olmasına rağmen kanserle dalga geçiyor, hastalığının kendisine yaşattıklarına umursamaz görünüyordu… Kolay değil! Esin Yılmaz’ın, 40 yıl boyunca Alsancak’ta çalıştırdığı butiğini kapatma zorunluluğu doğmuştu. Konak Belediyesi’nin teklifi üzerine açılan kursta, 60 öğrenciye birikimlerini aktardığı bir ortamdan ayrılmak zorunda kalmıştı. Ki, onu en çok üzen konulardan biriydi bu…
 
ÖĞRENCİLERİ VAR
 
Tasarım okullarından, güzel sanatlardan mezun olup, aldığı eğitimden memnun olmayan çok sayıda genç olduğunu belirten Yılmaz, “Gittikleri modaevlerinde getir götür işleri veriyorlar diplomalı gençlere. Bizim zamanımızdaki eğitimi almadıklarını görüyor ve üzülüyorum. Artık gençler kendilerini daha fazla geliştirmek zorundalar. Sağlığım tam olarak yerine geldiğinde gençlere hem eğitim vereceğim hem de onlara para kazandıracağım bir yerde çalışmayı çok isterim. Bu koşullarda bile her gün 2-3 öğrenci yanıma geliyor, yeni bir şeyler öğrenmek istiyorlar. Ben de onlara elimden geldiği kadar yardım etmeye çalışıyorum” diyor. Yılmaz, sanatla zanaatı birleştirmiş bir modacı. Üsküdar Mithat Paşa Kız Enstitüsü’nde aldığı eğitimden sonra ilk butiğini 1968 yılında İstanbul Nişantaşı’nda açmış. Hayatının kırılma noktalarından biri ise İzmir’e yaptığı bir akraba ziyareti… 1978’de İzmir’e ilk geldiğinde, “Bir gün belki burada defile yaparım” diyen Yılmaz, İstanbul’a döndükten 3 gün sonra her şeyini toplayıp İzmir’e yerleşmiş. Bu kararı sırasında hissettiklerinin 50. yılını kutladığı defile öncesinde tiyatrocu Nilüfer Akcan tarafından sahnelenmesi seçimlerimizin hayatımızı nasıl etkilediğinin bir göstergesi gibiydi. Ses düzenindeki aksaklığa rağmen Nilüfer Akcan tarafından sergilen performansa gecenin en güzel anlarından biriydi.
 
KENTLİLİK BİLİNCİ
 
İzmir’i çok sevmiş Yılmaz, öyle çok sevmiş ki 40 yıl sonrasında bile bugün hala bu kentle ilgili projeler geliştirip hastalığına rağmen sponsor arayışlarına girişiyor. Keşke, İzmirliler de Esin Yılmaz’ı daha çok sevip kendisi için hazırlanan defileye daha çok katılım gösterseydi. Keşke, bu kentin yöneticileri, Esin Yılmaz’ın İzmir’in tarihini anlattığı elbiselerini şenlik ve festivallerin yanı sıra yurtdışında tanıtma imkanı bulsalardı, yaratıcılığından faydalansalardı. Tüm bunlara karşın o bir yandan da çevresindekiler tarafından İzmir için yaptığı defileler nedeniyle çok sayıda eleştiri alıyor. Her insanda olması gereken kentlilik bilinci eleştirilere uğruyor. İstanbul doğumlu olan ve eğitimini İstanbul’da alan modacı, tek bir cümleyle savuşturuyor eleştirileri, “Herkesin yaşadığı kente bir borcu vardır, ben borcumu ödüyorum.” Yılmaz, İzmir’e geldiğinde hiçbir zorluk çekmemiş. Tek butik olduğu için insanlar biraz geç alışmış ama sonradan işleri açılmış. Anlattığına göre ilk zamanlar vitrine koyduğu elbiselerden dolayı onu elbise temizleyicisi sananlar bile olmuş. İzmir’de güzel dostluklar yaşadım diyen Yılmaz. “Müşterilerimi daha çok entelektüel kadınlar oluşturuyor. Onlara ‘yürekli kadınlar’ diyorum. Çekinmeden, kimsede olamayan elbiseleri giyen insanlar. Bir dizide bir oyuncunun üzerinde görüp de aynı elbiseden isteyen kadınlar gelmiyorlar bana. Kafasında bir fikir olan ve benim işimi bilen insanlar geliyor. Önemli olan Ayşe’yi, Fatma’yı giydirmek… Ben elbiseyi taşıyanın değil elbisenin meşhur olmasını isterim. Çok sayıda yabancı müşterilerim de oldu şimdiye kadar. Genelde kadınlar için çalışıyorum ama damatlara da elbise diktim. Daha çok klasik damatlıklardan hoşlanmayan sanatçılar gelir bana. Bir kişi için diktiğim elbiseyi, başka birine yapmıyorum. Harika dostlar edindim zaman içinde. Hastalığımda da bu dostlukların ne kadar yoğun bir şekilde kurulmuş olduğunu gördüm. Bu nedenle çok mutluyum. Yeni elbise tasarımlarımı butiğimi kapattıktan sonra Alsancak’taki evimde yapıyorum” diyor.
 
MÜZEYE BAĞIŞLAYACAK
 
Yılmaz, hazırladığı defilelerden sonra kostümlerin bir kısmı satıyor ama büyük bölümünü saklıyor. “İlerde bu kostümleri açılacak bir müzeye bağışlamayı planlıyorum” diyen Yılmaz, “Bende biriktirme hastalığı var. Düğmeler, kumaşlar… Eksiksiz olarak aksesuarıyla 100’ün üzerinde elbise var. Elbiselerin yanında takı tasarımlarını da ben yaptım. Müze konusunda Ege Üniversite ve Konak Belediyesi’nin projeleri var. Zamanı geldiğinde değerlendireceğim. Birikimlerimin hepsini bağışlayacağım” dedi. Özellikle Esin Yılmaz için katıldığımız defile bir jübile değil daha, çok bir kutlama. Bana anlattığı projelerden hayatının son anına kadar üretmeye devam edeceğini fark ediyorum. Örneğin, mesleki bir kitap hazırlamak için çalışmalara başlayacağını anlatıyor Esin Yılmaz. Ayrıca, ödül alan bir öyküsüne kendi hayatını da ekleyip başka bir kitap çalışmasına daha girişeceğinin sinyallerini veriyor. Tüm bunları anlatırken hayal gücünün bilgiden daha önemli olduğunu söyleyen Esin Yılmaz, bana Albert Einstein’ı anımsatıyor. Bir başka projesi ise şimdiye kadar biriktirdiği tonla mektuptan ortaya kendisinin de henüz bilmediği bir şeyler çıkarmak. Bakarsınız onlardan da yeni elbiseler yapar… Defile için hazırlanan Soyer Kültür Sanat Fabrikası’na ve Mehmet Soyer’e teşekkür ederken Esin Yılmaz’a da sağlıklı, uzun ömürler diliyoruz…
 
Tiyatrocu olmak istiyordu
 
YURTİÇİNDE ve yurtdışında çok sayıda defile düzenleyen modacı Esin Yılmaz, aslında bir tiyatrocu olmak istiyormuş çocukluğunda. Komşularını toplayıp Hacivat-Karagöz oynatan Yılmaz, etrafındakileri eğlendirmek için türlü oyunlar sergiliyormuş. Ama karpuz çekirdeğinde kolyeler yapmaya başlayıp, ilkokulda ilk elbiselerini dikme becerisi de gösterince annesi tarafından kız enstitüsüne yönlendirilmiş. O hep kendi işinden de keyfini çıkarması bilmiş. Şimdi sahnede yapamadıklarını podyuma taşımaya çalışıyor önceki gece olduğu gibi defilelerinde balerinler, oyuncular kullanarak. Podyum onun için adeta bir tiyatro sahnesi. Yılmaz. “Defilelerde elbiseyi taşıya bilen mankenlerle çalışmak çok önemlidir. Yoksa emeğinizin tam karşılığını alamazsınız. Bu kez mankenlerin değil de balerinler hazırladıkları dans gösterisi esnasında elbiseleri taşımaları farklılık yarattı” dedi.
 


Yorumlar - Yorum Yaz


Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.65693.6716
Euro4.31894.3362
Ne güzeldir,sessizlikte birlikte olmak
Daha da güzeldir, gülmek birlikte
Cennetin ipekten şalı altında
Yosunlara ve kayın ağaçlarına yaslanarak,
Kahkahamız kadar yüksek sesli olduğunu dosluğumuzun
Gösteriyor dişlerimizin beyazlığı.
F. Nietzche