• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ktdgokmen
Site Menüsü
Site Haritası

Cinayeti aydınlatan köpek (12)

  
Cinayeti aydınlatan köpek
 
Gökmen Küçüktaşdemir
 
Karşıyaka'ya giderken Altınyol üstünde bir atık su birikintisinin kenarında, 65 yaşlarında bir kadın cesedi bulunduğunda güneş gökyüzünde en tepe noktaya çıkmıştı. Havanın sıcaklığını iyiden iyiye hissettirdiği saatlerdi. Cinayet Masası dedektifleri kurbanın yanına geldiklerinde Olay Yeri İnceleme Ekibi çalışmalarına çoktan başlamıştı. Her ayrıntının fotoğrafını çekiyor, delil olabilecek her şeyi topluyorlardı. Bölge tamamen kontrol altındaydı. İşleri bittiğinde ölüm nedenin anlaşılması için ceset Adli Tıp Kurumu'na götürüldü.
 
GÖRÜNMEYEN GERÇEK
 
Hayır, aslında tam olarak böyle olmadı... Bu, filmlerde gördüğümüz ya da bize gösterilendi. Kimi zaman delil olabilecek objeler bu kadar detaylı bir şekilde toplanmıyor. Aynı, bu olayda olduğu gibi… Zaten delilleri inceleyen alet edavat da hayli pahalı olduğu ve testlere çok para harcandığı için bazen yapılması gereken bazı işlemler atlanabiliyor. Kadının yakın bir zamanda alzheimer hastalığına yakalandığı ve 5 gündür de kayıp olduğu anlaşılınca az önce saydığım sebepler nedeniyle polis olayın üzerinde fazla durmadı bile. Ceset, morga götürüldü ve teşhis için kadının çocukları çağrıldı. Birkaç saat sonra morga gelen Hasan ve Ebru kayıp annelerini beyaz çarşafın altında görünce birbirlerine sarılıp ağladılar.
Polisin önemsemediği olayı sigorta şirketi hayli ciddiye almıştı. Çünkü ölen Münevver Hanım'ın 30 yıl önce yaptırdığı hayat sigortasından dolayı çocuklarına yüklü bir tazminat ödenmesi gerekiyordu. Ceset, Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Orada yapılan inceleme sonunda kurbanın kafatasında çatlaklar bulundu. Münevver Hanım aslında ölmemiş, öldürülmüştü.
Olay bir cinayete dönüşünce, Cinayet Masası dedektifleri bir kez daha kadının çocuklarının ifadesine başvurdular. Anne ve her iki kardeş birbirinden ayrı ama yakın evlerde oturuyorlardı. Bir bakıcı tutmuşlardı anneleri için ve hemen hemen her akşam iki kardeşten biri uğrayıp bir ihtiyaçları olup olmadığını soruyordu. Bir akşam bakıcının kendilerini aradığını ve kendisinin evden alışveriş yapmaya çıktığı bir anda annelerinin de evden çıkmış olduğunu, bir daha da dönmediğini anlattığını söylediler. O günden sonra bütün aramalarına rağmen Münevver Hanım'ı bulamamışlardı. Ebru, “Sigortadan alacağımız paradan haberimiz var ama biz cani değiliz” dedi Komiser Murat'a.
Adli Tıp raporunda kadının üzerinde hiçbir takının bulunmadığı anlatılıyordu. Her iki kolunda da bazı izlere rastlanmıştı. Bunlar kurbanın altın bileziklerinin izleriydi ve kolundan zorla çıkarıldıkları oluşan küçük kesiklerden anlaşılıyordu. Cesedin üzerinde başka bir insana ait her hangi bir iz bulunmazken ilginçtir birkaç köpek kılına rastlandı. Kadın hırsızlar tarafından ya da sigorta parası için öldürülmüş olabilirdi.
 
PARA HER ŞEYİ YAPTIRIR
 
Alzheimer, bellek, dil ve mantıklı düşünme de dahil olmak üzere bütün zihinsel yetilerde ilerleyici kötülemenin oluştuğu bir hastalık olduğu için zavallı kadın evinden çıkmış ama bir daha dönmeyi başaramamıştı. Zaten bu durum bu hastaların yakınlarının en çok korktuğu şeydi. Nasıl olur da bakıcı onu yalnız bırakırdı? Komiser Murat, Hülya isimli bakıcıyı da sorguya aldı. Komiserin sorularını yanıtlayan Hülya, “Çocukları son günlerde daha az gelmeye başladılar. Evin ihtiyaçlarını ve Münevver Hanım'ın alınması gereken ilaçları olduğu için alışverişe çıktım ama döndüğümde evde yoktu. Bir süre bekledim. Gelmeyince de çocuklarına haber verdim” dedi.  
 
-    Hastalığı ne seviyedeydi?
-    Bir gün çok iyi oluyor her şeyi hatırlıyor, diğer gün ise kızını bile tanıyamıyordu. Ve giderek de kötüleşiyordu.
-    Çocukları ilgilenir miydi kendisiyle?
-    Başta çok ilgiliydiler ama giderek daha az gelir, daha az arar oldular. İşler tümden benim üstüme yıkıldı.
 
Komiser Murat, bakıcıdan şüphelenmişti. Genelde suçlu insanların suçu bir başkasının üzerine atma ya da başkasına yönlendirme psikolojisi içine girdiklerini iyi biliyordu. İki kardeş de, bakıcının evden ayrılması hata olmasına rağmen onu suçlamazken bakıcı çocukları ilgisizlikle suçluyordu. Murat, kadının kaybolduğu gün için bakıcının neler aldığının araştırılmasını istedi ve “Bakalım evden ayrılması için bu kadar önemli olan alışveriş listesinde neler varmış” dedi. Bu arada dedektifler her iki kardeşin de mali durumlarını da inceleme altına aldılar.
Kardeşlerden; Ebru da, eşi de çalışıyordu. İki çocukları, iki evleri, bir arabaları ve bir miktarda borçları vardı ama durumları iyiydi. Fakat Hasan için aynı şey söylenemezdi. Hasan'ın eşi 1 yıldır iş arıyordu. Ayrıca kirada oturuyorlardı ve bir de çocukları vardı. Evin bütün yükü Hasan'ın omuzlarındaydı. "Parasızlık her şeyi yaptırabilir mi insana?" diye sordu Murat yardımcısı Şule'ye. Bu Murat'ın aslında cevabını bildiği bir soruydu ama başka bir yanıt duymayı çok istiyordu. Şule, “Komiserim maalesef ki evet” dedi Murat'ın içindeki o olumsuz cevabı onaylayarak.
 
İKİNCİ KURBAN
 
Telsizden geçen bir anons, Bayraklı yakınlarında yine yaşlı bir kadına ait ceset bulunduğunu söylüyordu. Cinayet mahalleri yakın sayılırdı. Bu nedenle Komiser Murat da hemen belirtilen bölgeye gitti. Bu kadın da aynı şekilde -kafasına bir cisim vurularak- öldürülmüştü. Ceset, eski bir yapının önündeki ağaçların arasına saklanmış, üzeri de çalılarla örtülmüştü. Çevrede oyun oynayan çocuklar tarafından tesadüfen bulunmuştu. İkinci kurbanın da yaşlı olmasına rağmen hiçbir rahatsızlığı olmadığı anlaşıldı. Kısa sürede ulaşılan Songül ismindeki kadının çocukları, annelerinin yalnız yaşadığını söylediler. Tarif ettikleri adres Münevver Hanım'ın oturduğu apartmana çok yakındı. Ceset bulunmadan bir gün önce kadınların kendi aralarında düzenledikleri günlerden birine gitmek için evden ayrılan Songül Hanım kayıplara karışmıştı. Adli Tıp'ta yapılan incelemede kadının üzerinden hiçbir takı çıkmamıştı. Ayrıca yanında bulunan çantasındaki paralarda alınmıştı. Uzmanlar bu kez de katile ait hiçbir delil bulamadılar. Ama yine bir köpek kılına ulaştılar. Ayrıca kurbanın tırnaklarının içinde mavi tüyler vardı.  Kurbanda bulanan kıldan elde edilen ilk DNA ile ikinciden elde edilen DNA aynı köpeğe aitti. DNA'lar, çok zeki ve insanlarla çok iyi anlaşan bir cins olan Golden Retriver'o işaret ediyordu.
 
BAKICININ YALANI
 
Polis her iki kurbanın yaşadığı bölgede oturan veya o bölgede görülen Golden Retriver sahibi birini aramaya başladı. O civardaki en yakın pet shop'lara ve veterinerlere soruldu. Bu arada bakıcı Hülya'nın o gün ne eczaneden ne de civardaki hiçbir marketten alışveriş yapmadığı ortaya çıkınca Komiser bir kez daha Hülya'yı sorguya aldı. Hülya o gün sevgilisiyle buluştuğunu ama Münnever Hanım'ın ölümüyle bir ilgisi olmadığını anlattı Murat'a ve ekledi: “İhmalim ortaya çıkmasın diye böyle bir yalan söylemek zorunda kaldım.”
Polis ekipleri kurbanların oturduğu semtte araştırmalarını sürdürürken Golden Retriver'la dolaşan bir adam gördüler. Bir polis memuru bilgi almak için adamın yanına doğru yürümeye başladı. Adamla bir ara göz göze geldiler. Polisin kendisine doğru geldiğini anlayıca adam kaçmaya, polis kovalamaya başladı. Biraz ilerdeki arabasına binen adamı polisaraçları izlemeye başladı. İzmir sokaklarında süren kovalamaca çok uzun sürmeden zanlı kıskıvrak yakalamıştı. Uzmanların ikinci kurbanın tırnaklarında bulduğu tüyler aracın koltuklarıyla birebir örtüşüyordu. Adamın köpeğinin DNA'sı ile de diğer DNA örnekleri aynıydı. Katil deliller karşında her şeyi itiraf etti. Mahkemeye çıkartılan adam hem hırsızlık hem de iki insanı öldürmek suçlarından yargılarak ömür boyu hapse mahkum edildi. 
 
 
 
 
 
 
 
 

Yorumlar - Yorum Yaz
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.65693.6716
Euro4.31894.3362
Ne güzeldir,sessizlikte birlikte olmak
Daha da güzeldir, gülmek birlikte
Cennetin ipekten şalı altında
Yosunlara ve kayın ağaçlarına yaslanarak,
Kahkahamız kadar yüksek sesli olduğunu dosluğumuzun
Gösteriyor dişlerimizin beyazlığı.
F. Nietzche