• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ktdgokmen
Site Menüsü
Site Haritası

Aşkın yaşı yokmuş

AŞKIN YAŞI YOKMUŞ
 
17 yaşındaki çekici genç kızın, 54 yaşındaki utangaç ve komik adama ölümsüz aşkı...........
 
Nobel ve Pulitzer ödüllü çok ünlü bir oyun yazarı babası Eugene O’Neill, “kendisinden 37 yaş büyük ünlü adamla evlenmemesi için” kızını evlatlıktan reddedeceğini söylemişti... 17 yaşında çok güzel ve çekici bir kızdı Oona O’Neill... New York sosyetesinin önemli figürlerinden biri olan annesi Agnes Boultan’a “Ondan başka kimseyi sevmeyeceğini” söyledi...
 
Başkasının gözünü görmediği adam, o güne kadar iki kez 16 yaşında genç kızla evlenmiş boşanmış, yine genç bir kadınla yaptığı üçüncü evliliğinde de mutluluğu bulamamış, bu arada hakkında yine bir genç kadın tarafından babalık davası açılmış bir adamdı... Mahkemelerde hakkında açılmış babalık davalarıyla sürünüyordu... Adam 54 yaşındaydı ve üstelik rejime muhalifti... Ona “komünist” diyorlardı, o ise sadece “hümanist” olduğunu savunuyordu... Rejimin, Hollywood’un ve ahlaki yargıların “diskalifiye” etmek üzere olduğu çok ünlü bir adamdı o... Londra’nın kenar mahallelerinden çıkıp gelen, o mazlum küçük serserinin dokunaklı ve komik öyküsü bütün dünyanın hafızalarındaydı...
 
 Charlie Chaplin ya da dünyanın tanıdığı adıyla Şarlo, 1889’da Londra’da doğmuştu... Babası alkolikti... Annesi de dengesiz biriydi... Charlie 3 yaşındayken babası öldü... Annesi bu durumu kaldıramadı ve sinir krizi geçirip hastaneye yatırıldı... Yalnız kalan Charlie, erkek kardeşi Syd’le parklarda yattı, çöp kutularındaki kırıntılarla karnını doyurdu ve sonunda kardeşiyle bir yetimhaneye gönderildiler... Ağlamamak için gülmeyi öğrendi Charlie Chaplin yetimhanede... Birçok ünlü komedyen gibi... Pandomim ve komikliklerle dolu kendi hayal dünyasına çekildi... Ağlamasını gülerek örtmeyi ve güldürmeyi öğrendiğinde Londralı sanatsever de ona gülmeye başlamıştı tiyatrolarda... *** Aslında genç kız da çok ünlü ve başarılı bir babanın kızı olmasına karşın, Chaplin gibi aile trajedilerine hiç yabancı biri değildi... Onun babası da aslında bir alkolikti... Babaannesi bir uyuşturucu bağımlısıydı... Parlak bir bilgin olan erkek kardeşi Eugene, banyo yaparken intihar etmiş, diğer erkek kardeşi Shane de intihara teşebbüs etmiş bir eroin bağımlısıydı...
 
Oysa genç kız bunlardan hiçbiri değildi ve böyle bir kaderi olsun istemiyordu... 17 yaşında Hollywood’u gördüğünde “Ya bir yıldız olacağım ya da bir yıldızla evleneceğim” demişti... Kim bilir belki de ailesindeki bu hastalıklı durum Oona’nın Şarlo’yu (Charlie Chaplin) gördüğünde, onun babalık davası, sorunlu evliliği, geçmiş mutsuzlukları ve kirli denilen özel yaşamını kendisine yakın bulmuştu... *** Genç kız bütün Amerika’nın ve Hollywood’un aksine Şarlo’ya inandı... Charlie’nin genç kadınlara ilgisi vardı... Evlendiği ilk eşi Mildred Harris sadece 16 yaşındaydı... İkinci eşi Lita Grey de aynı yaştaydı... Aslında söylentilere göre, Lita’yla sadece küçük yaşta bir kızı baştan çıkarma konusundaki ahlaki kuralları yıkmak için evlenmişti...
 
Üçüncü eşi çekici Paulette Godard onlar kadar çocuk değildi, ama o evlilik boşanmayla sonuçlanmıştı... Şimdi de genç ve güzel oyuncu Joan Berry, Charlie’nin doğmamış çocuğunun babası olduğunu iddia ediyordu... Kan testi durumun böyle olmadığını söylüyordu... Genç oyuncu Charlie Chaplin’den hamile kalmamıştı... Ama o yıllar Amerika’da Soğuk Savaş’ın devam ettiği yıllardı... Ve Charlie Chaplin kendisine hümanist dese de “komünist” olarak bilinen ve rejim tarafından istenmeyen adam ilan edilen bir sanatçıydı... Oona o masum, komik, gariban görünümlü romantik serseriye inanıyordu... 1943’de daha 17 yaşındayken evlenerek bütün dünyaya, sevdiği adama inandığını deklare etti... Mahkeme kan testinin sonuçlarına rağmen Charlie Chaplin’in “baba” olduğuna karar verdi ve çocuk için 21 yıl boyunca para ödemesine karar verdi... Hayat her zaman acımasızların, rezillerin, kan emicilerin, ahlak bekçilerinin, insanlık suçları müsebbiplerinin, soğuk savaş jandarmalarının ve empati kuramayan insanlık yoksunlarının arzuladığı gibi gitmez... Bazen iyi olanlar ya da iyi olmaya çalışan kadın ve erkek birbirlerini bulurlar...
 
 Her şey onlara karşı gözükse de, onlar bir yolunu bulur, birbirlerine destek olarak, onları öldürmeye çalışan hayatı cennete çevirebilirler... Üç kuşaktan alkol ve uyuşturucu bağımlısı bir aileden gelen 17 yaşındaki çekici güzel kız Oona, kendisi gibi alkolik bir babanın oğlu olan 3 yaşından beri annesiz babasız, yetimhanelerde büyüyüp, dünyanın en ünlü aktörü haline gelen, o masum ve berduş görünümlü, romantik ve komik serseri Şarlo’ya istediklerini verdi ve onu mükemmel bir adam haline dönüştürdü... Amerika’da Mc Carthy rejimi muhalif olan, insanlıktan ve barıştan yana davranan Şarlo’yu Amerika’da istemiyordu... O da zaten bir taraftan ahlak bekçileri, diğer yandan onları tetikleyen rejim muhafızları ve Soğuk Savaş cellatlarından kaçıp kurtulmak istiyordu... Oona’yla İsviçre’ye sürgüne gittiler... İsviçre’de çok mutlu bir hayat sürdüler... Çocuk üstüne çocuk yaptılar... Geraldine, Michael, Josephine, Victoria, Eugene, Jane, Anette ve Christopher... Tam 8 çocuk, hepsi de inanılmaz bir biçimde annelerine benziyorlardı...
 
Şarlo’nun Hollywood’a girmesi yasaktı ama bütün dünyada oynayan filmlerinden yılda yaklaşık 11 milyon dolar para kazanıyordu... İsviçre’de Genova yakınlarında, lüks bir villada yaşadılar... Hayatın, ailelelerinin onlara alkol ve uyuşturucuyla yüklediği genetik mirasa inat, 37 yıllık yaş farkına aldırış etmeden çok mutlu bir yaşamları oldu... Soğuk Savaş cellatları, insanlıktan nasibini alamamış yalancı ve iftiracı güç odaklarına karşı, tam 34 yıl İsviçre’de keyif ve yaratcılık dolu bir hayatları oldu... “Çocuklarımız için yaşıyoruz... Ancak onları şımartmamaya çalışıyoruz...” diyordu 17 yaşında evlenen Oona... Hristiyan dünyasında aileyi bir araya getiren en önemli gün Noel günüdür... 1977’nin tam Noel gününde “mikroplara ve cellatlara bir mesaj vermek istercesine Tanrı Şarlo’yu yanına aldı...” “Göstermek istediğim adamın romantizme karşı inanılmaz bir açlığı var...
 
Sonsuza kadar aşkı aramak istiyor, ama ayakları ona izin vermiyor...” Romantizme açlığı olan adam, kendisiydi aslında Şarlo’nun... İzin vermiyor dediği ayakları Şarlo’nun kendi yarattığı “güvercin benzeri komik yürüyüşüydü...” O yarattığı mazlum ve masum karakter aslında kendisiydi... Hayat ona, çektiği onca acıdan sonra, tahmin edemeyeceği bir hediye vermişti... “Utangaç bir saygı ve yumuşak bir bağlılık” arzulayan bu komik ve berduş adam öldüğünde 88 yaşındaydı... Karısı Oona 51 yaşında 8 çocuk annesi olarak hayata devam etti...

Yorumlar - Yorum Yaz


Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.65693.6716
Euro4.31894.3362
Ne güzeldir,sessizlikte birlikte olmak
Daha da güzeldir, gülmek birlikte
Cennetin ipekten şalı altında
Yosunlara ve kayın ağaçlarına yaslanarak,
Kahkahamız kadar yüksek sesli olduğunu dosluğumuzun
Gösteriyor dişlerimizin beyazlığı.
F. Nietzche