• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ktdgokmen
Site Menüsü
Site Haritası

Sevgi

 

Sevgi

 

Bir mucizenin içine doğuyor insan. Yaşadığımız her an bir mucize…  Düşünsenize, her gün onlarca insanın emeği olan bir yatakta uyanıyoruz... Gözümüzün gördüğü, elimizin tuttuğu her şey emeğin ve zamanın ürünü… Hiçbir şey birden oluvermiş değil... Bir müziyen en beste yapmak için günlerce uğraşıyor, bir mimar eserinin ortaya çıkması için aylarca çabalıyor, bir doktor hastasını kurtarmak için yıllarca eğitim alıyor… İnsanoğlu bile anne karnında 9 aylık bir oluşumun sonunda dünyaya geliyor. Güzel olan her şey sevginin ve aşkın ürünü…

***

Biz, istesek de istemesek de nefes alıp vermeye başlamamızla birlikte birilerine ait olan bir hikayeye bağlanıyoruz… Yaşadığımız evle, akraba olarak bize tanıtılan insanlarla, çevremizdeki komşularımızla ve tanıdığımız tanımadığımız birçok kişiyle…  Zamanla yalnızlıktan korkar hale geliyor, sevgiye olan açlığımızı doyurmaya çalışıyoruz... Bize bahşedilen ve paylaştıkça çoğalan sevgi ancak çevremizdekilerle olan bağımızı güçlendiriyor. Hoşgörü gibi güzel huylar da bu bağı kuvvetlendiriyor.

Şöyle der Ermiş adlı eserinde Halil Cibran, “Sarp ve zorludur sevginin yolları.

Ama içinize ateş düştü mü, izlemekten geri durmayın.

Sizi kanatlarının arasına alıp saklamak isterse, karşı koyun. Çünkü bilin ki, bir an gelir o kanatların arasından bir kılıçtır çekilir ve vurur inletir sizi.

Gerçi sözleri düşlerinizi darmadağın edebilir, tıpkı kuzey rüzgarlarının bahçeleri darmadağın ettiği gibi.

Ama sizinle konuştuğu zamanlarda, yine de ona inanmazlık etmeyin.

Çünkü başınıza tac’ı oturtacak olan da, sizi çarmıha gerecek olan da sevgidir. Serpilip gelişmenizi isteyen de o, budanıp kalmanızı isteyen de o’dur.
Bir yandan yükseltinize erişip, güneşe uzanan en ince dallarınıza bile sarılıyorken, bir anda gerisin geri dönerek köklerinize dek inerek sizin yeryüzünde ayakta durabilmenizi sağlayan bağlarınızı da sarsabilir.

Tıpkı püsküllerin mısırları sarışları gibi, sevgi de sizi kendine sarar.

Soyunmanız ve önünde çıplak kalmanız için zorlar.

Soyununcaya dek üsteler de üsteler.

Bembeyaz kesinceye dek evirir, çevirir, acı verir canınıza.

Boyun eğdirinceye dek, ezer, yoğurur sizi.

Sonra da, Tanrı’nın kutsal sofrasına ulaştırılacak bir somun olabilmeniz için kutsal alevlerin arasına alır, kavurur sizi.

Sevgi bütün bunları başarır, yeter ki siz kalbinizin sırlarını öğrenin ve bu yolla Hayat’ın yüreğinden bir parça olun.

Ama diyelim ki korkulara kapılmışsınız da sevgiden salt bir huzur ve zevk bekliyorsunuz, o zaman bir an önce çıplaklığınızı örtün ve sevginin zorlu düzeninden uzaklaşıp, mevsimleri olmayan bir dünyaya sığının, daha iyidir derim.

Çünkü ancak orada güler ve ağlayabilirsiniz, ama hiçbir şey vermez sevgi ve kendinden başka hiçbir şeyi de geri almaz.

Ne kendi dışındaki şeylere sahiptir, ne de kendisine sahip olunabilir;

Çünkü sevgi, kendi kendini bütünler ve kendi kendine yeterlidir.

Sevgi gelip sizi bulmuşsa “Tanrı’yı yüreğimde taşıyorum” demektense “Tanrı’nın yüreğine eriştim” deyin.

Ve hiçbir zaman sevgiye yön verebileceğinizi düşünmeyin, çünkü sevgi eğer sizi o değerde bulmuşsa, kendi yönünü kendi çizecektir.

Sevginin kendini mutlu kılmaktan öte hiçbir arzusu yoktur.

Ama eğer sevgiye kapılmışsanız ve tutkularınız olsun istiyorsanız şunları kendinize seçin derim;

Tutkunuz, sevginin içinde erimek olsun. Tıpkı geceye şarkılar söyleyen bir akarsu gibi akıp gidin.

Tutkunuz, aşırı duygusal davranışların getireceği acıları tanımak olsun.

Tutkunuz, kendi sevgi anlayışınızla kendini burmak olsun, varsın istekle ve coşkuyla aksın kanınız.

Tutkunuz, kanatlanmış bir yürekle sabaha gözlerinizi açıp sevgi dolu bir güne başlayabiliyor oluşa teşekkür etmek olsun.

Tutkunuz, gün öğleye eriştiğinde oturup sevginin yüce heyecanını düşünmek olsun.

Tutkunuz, gün akşama erdiğinde evinize minnet dolu bir yürekle dönebilmek olsun.

Ve yüreğinize gömdüğünüz sevgili için iyi bir şeyler dileyip yatın; dudaklarınızda onu yücelten bir şarkı olsun…”

 

***

 

Ömrü boyunca kendinden başlayarak insanları, sonrasında doğayı ve diğer canlıları seven, hoşgörüsünü esirgemeyen elbet bir gün bunun karşılığını alacaktır. Dünyaya yaydığın pozitif enerji güçsüz düştüğün an gelip seni bulacaktır.

 “Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” diyen Mevlana’nın sevgiyi hayatın kaynağı olarak görmesi sanırım boşa değildir.

***

O zaman içinde buluğumuz Ramazan ayı yeni bir başlangıç olsun diyelim...

Çünkü 11 ayın sultanı Ramazan; bereketin, insanlar arasındaki sevgi ve hoşgörünün, evrene bakışımızın yeniden şekillendiği, bize yakışmayan hareketlerimizi tekrar düşünüp tartarak onları bırakmaya ve güzellikleri bulmaya yönlendiren, hakkı öğütleyen güzide bir atmosferdir. Manevi duyguların yaşanabilirliğini mümkün kılan ve doğru yolu bulmamız için bizi motive eden Ramazan ayı, varlık sancımızın kutlu doğumudur.

Bazen acımasız, tahammülsüz bir hayat yaşadığımızı hissetsek ve düşünsek de varlığın nedenindeki gücün bize bahşettiklerini düşünüp bir kez daha şükretmeliyiz.

Ve Yunus Emre’in dediği gibi: “Sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalamaz”…


Yorumlar - Yorum Yaz


Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.65693.6716
Euro4.31894.3362
Ne güzeldir,sessizlikte birlikte olmak
Daha da güzeldir, gülmek birlikte
Cennetin ipekten şalı altında
Yosunlara ve kayın ağaçlarına yaslanarak,
Kahkahamız kadar yüksek sesli olduğunu dosluğumuzun
Gösteriyor dişlerimizin beyazlığı.
F. Nietzche