• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ktdgokmen
Site Menüsü
Site Haritası

Beyaz

"Popüler olmak lanet bir şey"

"Ailemizin Şovmeni Beyaz" insanların ekranlarda, gazete sayfalarında görünebilmek için her şeyi yaptığı günümüzde, popüler olmaktan duyduğu sıkıntılarını da paylaştı

GÖKMEN KÜÇÜKTAŞDEMİR

'Yıldızların Altında' müzikalini izlerken siyah beyaz film kareleri geçiyor belleğinizden, dilinizde ise bilindik, arsız mısralar... Gizlendiği yerden çıkarken onca anı, dağılıyorlar geceye kahkahalara tutunup bir eski zaman hikayesinde. Hikayenin kahramanlarından Kayhan Kayar ya da gerçek adıyla Beyazıt Öztürk'le veya namı diğer Beyaz'la prova öncesi bir araya geldik. "Ailemizin Şovmeni Beyaz" insanların ekranlarda, gazete sayfalarında görünebilmek için her şeyi yaptığı günümüzde, değindiğimiz birçok konunun yanında popüler olmaktan duyduğu sıkıntılarını da paylaştı. Keyifli sohbetimizin sonlarına doğru ise Beyaz, yakın gelecekte kamera önünden çekilebileceğinin sinyallerini bir kez daha verdi.
İlk kez bir müzikalde yer aldınız. Bir müzikalde rol almak nasıl bir duygu?
"Bu iş, Türkiye'de çok müzikal yapılmadığı için, ne olduğunu bilmeden girdiğimiz bir iş oldu. Provalara başladığımızdan beri şaşkınlıkla karışık birçok duygular yaşadım. Oynadıkça bu işin ne kadar güzel, ne kadar keyifli olduğunu da gördüm. Çok iyi bir ekibimiz var. Onlarla birlikte sahnede olmak çok güzel bir duygu. Aslında bu müzikalden çok bir müzikli bir oyun. Ülkemizde de müzikaller fazla sevilmiyor ya da bilinmiyor. Bu yüzden seyirci de gelirken biraz tereddütlü oluyor. Bir de ben ilk kez stand- up dışında kalabalık bir kadroyla sahneyi paylaştım. Kalabalık bir oyuncu topluluğuyla sahneyi paylaşmak çok güzel ama para anlamında kötü. Çünkü aldığın parayı onlarla bölüşüyorsun." (birlikte gülüyoruz)
Bu proje size neler kattı?
"Benim içinde güzel bir deneyim oldu. Kendimi tarttım. Ne yapabileceğimi gördüm. Benim ufkumu açtı. Özellikle Rasim Öztekin'den çok şey öğrendim. Yıllarca Ferhan Şensoy'la birlikte çalıştığı için çok önde görülmedi ama son dönemde yaptığı işlerle kalitesini ortaya koyuyor. Bir öğretmen gibi benim için. Nurhan Damcıoğlu'da keza öyle. Müzikali geçmişle bağlayan bir köprü gibi. Candan Erçetin'den de müzikal anlamda bir şeyler kaptım."
Başrolleri paylaştığınız Candan Erçetin'le de sahnede çok uyumlu bir çift gibi gözüküyorsunuz?
"Sadece burada değil birlikte katıldığımız başka organizasyonlar ya da turnelerde de birlikte olduğumuz için çok uyumlu bir ikiliyiz. Birbirimizin halinden, derdinden çok iyi anlıyoruz. Sahne üzerinde birimiz sustuğu zaman diğeri onu yalnız bırakmıyor, durumu toparlıyor. Mesela, bir gösteride benim mikrofonum düştü, onunkinden idare etmek zorunda kaldım. Ama ondan daha önemlisi sahne dışında da çok fazla eğleniyoruz. Çünkü iş anlamında çok ince eleyip sık dokuyan, kişisel anlamda da etrafımızdaki insanları kırmamaya özen gösteren ama mesafeyi korumayan bireyleriz."
Candan Erçetin'le bu kadar yakınken müzikal anlamda ondan bir şeyler öğrenmişken ikinci bir albüm yapmak için ondan ilham alıyor musunuz?
"Yeni bir albüm çıkarmayı düşünmüyorum. O albümü çıkarmamın nedeni ondan elde edilecek geliri eğitime bağışlamaktı. Eğer ben sırf popülerim, param da var diyerek bir albüm daha çıkartırsam, bu kadar konservatuvar okumuş ve iş bulamayan genç varken terbiyesizlik olur."
Müzikal için Aykut Işıklar'ın da içinde olduğu bir kesim 'tutmadı, başaramadılar' derken bir kesimde çok beğendi. Siz ne düşünüyorsunuz?
"Çok tutuldu. Bunları söyleyen üç-dört kişiyi televizyonda gördüm. Bu kişiler oyunu izlemeye gelemediler. Seyredenlerin hepsi de çok beğendi. Bugüne kadar 35 bin kişi izlediyse sanırım bunu söyleyebilecek olanlar içlerinden beş kişidir."
Tekrar böyle bir teklif gelse yeni bir müzikalde oynar mısınız?
"Oynarım tabiki. Anlaşabileceğim bir ekip ve iyi bir proje olursa neden olmasın. Bu herkese çok sıcak gelen bir proje. Türk filmlerini herkes izliyor, Türk sanat müziğini herkes dinliyor. Bunun için çok iyi bir sonuç çıkacağı belliydi."
Televizyonda canlı yayında başınıza bin türlü olay geliyor. En çok da yapılan gaflar konuşuluyor. Özellikle programınıza gelen konukların yaptığı bu gaflar karşında o an siz ne hissediyorsunuz, nasıl bir tutum sergiliyorsunuz?
"Birincisi strese girmemeye çalışıyor. İkincisi ise kimse sahnede bir robot görmek istemez. Her şey dört dörtlük olamaz. Ben programda düşüyorum, kalkıyorum, konuğa yanlış soru soruyorum, üstüme kahve dökülüyor, telefondaki seyirci 'çekilsene aradan ben konukla konuşacağım' diyor. Orası benim gündelik hayatım gibi... Ben Beyaz Şov'a benim işim var, vazifeliyim diye gitmiyorum. Gidip yapıyorum. Konukların yaptığı gaflar da ise toplanabilecek olanları topluyoruz, toplanamayacak olanlar içinse yapılacak bir şey yok."
Televizyon yöneticilerinden hiç uyarı aldınız mı?
"Hayır hiç uyarı almadım. Uyarı gidecek programlar toplumun sosyal, ahlak, etik gibi anlayışlarını etkileyen programlar ve gördüğünüz gibi onlar da bir bir kaldırılıyor."
Kadın programlarının kaldırılmasıyla ilgili siz ne düşünüyorsunuz?
"Ben bu tarz programlara karşıyım. Ben Yasemin'i de programa aldığımda kendisine de bunu söylemiştim. Hem bu tür programlar hem de gelin- kaynana programları tarzım değil. Bu tarz programlar yapılabilir ama Türkiye henüz bunlar için hazır değil. Çünkü, Türkiye düzeyi çok çabuk bozan bir ülke. İnsanımızın eline çamur verdiğin zaman ondan heykel yapacağına anlamadığı için eline, yüzüne bulaştırıyor. Malzeme var ama yapacak adam yok. Hemen kavga, hemen dövüş olsun ki program reyting yapsın istiyorlar. Ucuz yoldan reytinge gidiliyor. Bu da çok acı bir durum. Çok büyük bir zeka gerektirmeden, yorulmadan yapılıyor."
Reyting de sizin için önemli bir kavram. Reyting yüzünden programa çağırmak isteyip de çağıramadığınız kişiler var mı?
"Sezen Aksu programımıza gelirse çok memnun oluruz. Hatta onun programa konuk olması için her hafta bir bölüm hazırlıyoruz. Ama henüz kabul ettiremedik. Bülent Ortaçgil, Timur Selçuk ise programımda görmek istediğim isimlerden bazıları. Ama biliyorum ki bu isimler reyting almazlar ve dahası bu bir şov programı ben onlarla eğlenemem orada. Onlarla çok daha farklı, güzel işler yapmak gerekli. Ama mesela Neşet Ertaş'ı programıma aldım. Normal de konuklara üç şarkı söyletirken ona 20 şarkı söylettim. Bu tarz programlardan reyting beklemezsin ama bunu sürekli yapamazsın çünkü yöneticiler reyting bekler."
Reyting kaygısı olmasaydı Beyaz ne tür bir programlar yapardı?
"Çok daha farklı konuklarla yine eğlenceli bir program yapardım. O zaman programa Ezginin Günlüğü, Tolga Çandar, Yeni Türkü, Esin Avşar gibi isimleri çağırırdım. Hatta bazı programlara konuk bile almaz izleyiciyle sohbet ederdim."
Radyo programlarınızda olduğu gibi 'sivri diliniz' yine sahneye çıkar mıydı?
"Reyting olmasaydı elbette sivri dilimi daha çok kullanırdım. Ama benim sivri dilimi törpülemiş olmam sadece reytingle ilgili bir şey değil. Birincisi hayatla ilgili işlerin dışında bir deneyim kazanıyorsunuz. Orda zaten törpüleniyorsunuz. Bir ikincisi popülerite öyle lanet bir şey ki; gerektiği yerde sivri dilinizi kullandığınız için ertesi gün gazetelerde baş sayfaya çıkıyorsunuz. Senin laf söylediğin insan seninle aynı düzeyde cevap vermiyor. Böylece gazete ve magazin programları aracılıyla bir biriyle kapışan bir sürü insan ordusuna bende girmiş oluyorum. Bu tür sohbetlerin içine girmek istemediğimden dilimi biraz törpüledim. Ayrıca medyanın da o sivri dilli söylemlerimde bende yana çıkacağına inanmıyorum."
Programınızda ortaya koyduğunuz tiplemeler de aslında bazen sizin söyleyemediklerinizi yansıtıyor gibi siz ne dersiniz?
"Entelektüel kesim bazı tepkileri ekranda daha direkt görmek istiyor ama ben o tuzağa çok fazla düşmüyorum. Ben bir gün içinde söyleyeceğimi 4 programa yayıyorum. Onları eğlendirerek anlatmak isteklerimi anlatıyorum. Fare gibi üfleyerek ısırıyorum. Bu da halkın hoşuna gidiyor. Bu ülkenin yüzde 2'sine iş yapayım derken yüzde 98'ini hiçe sayamam."
Beyaz, geçmişte çok farklı işlere imza attı. Gelecekte yapmak isteği farklı bir proje var mı?
"Şöyle bir film çekeyim, böyle bir program yapayım, kitap yazayım gibi çok büyük hayallerim yok. İnandığım işleri yapmaya çalıyorum. Tek hayalim bir var, bir gün bir işin dışında olabilmek."
Her röportajınızda bir gün bu işi bırakmak istediğiniz söylüyorsunuz. Bu ne zaman gerekçeleşecek?
"Ben de bilmiyorum. Bilsem o günü söyleyip kendimi de, herkesi de rahatlatırım. Sadece bir gün bitmesini istiyorum. Ölene kadar kalmak bu işin içinde kalmak istemiyorum."
Bir ara kafebar tarzı yerler açtınız, sonra da kapattınız. Bir memur çocuğu olarak ticaretten anladığınızı düşünüyor musunuz?
"Bu tarz işler yapmak bana göre değilmiş. Ticaret adamı değil bunu anladım. İkincisi ben gidip bir yerde içip hesap ödemeliyim oranın sahibi olmamalıyım, olamıyorum. Patronluk bana göre değil öyle bir yapıp yok. Üçüncüsü ise günlük hayatında selam verirken bile mesafeli olan insanlar senin yerine geldiği zaman, bütün mesafeyi bozup; 'Naber lan Beyaz' diye biliyorlar, ya da 'Beyaz bak bardaklar kirlenmiş koçum' diyen garip garip adamlar var. Onun içinde beni bu işler hiç sarmadı."
Her şey bittiğinde kabuğunuza mı çekileceksiniz yoksa?
"Hayır. Ağabeyim tekstil işleriyle uğraşıyor ona yardım edebilirim ya da kamera arkasında kalabilirim."

'2 yıldır kabuğuma çekildim'
Ünlü olmak sizi kadınlara yaklaştırdı mı, uzaklaştırdı mı?
"Uzaklaştırdı. Eskiden daha rahattım tabi. İsteğim herkesin yanına gidip sohbet edebiliyordum, onlar gelip benimle konuşuyorlardı. Şimdi ünlü olduğum için, ayıp olmasın diye ne ben gidiyorum yanlarına, ne de onlar gelebiliyorlar. Mesafeler konmaya başladı."
Oysa basında yer alan haberlerde, çapkın ve gördüğü ilgiden dolayı etrafındaki kadınlar arasında seçici olan kişi konumundasınız...
"Seçiciliği bırak hiçbir şey olamıyorsun. Medyada yanlış gözüküyor. Ben iki üç yıldır kendi kabuğuma çekildim. Onun dışında medya bir insanı nereye koymak istiyorsa oraya koyuyor. Ben 9 senedir kafamla bu işi yapan bir adamım ama şimdiye kadar zekamla ilgili hiçbir şey yazılmadı."

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.83633.8517
Euro4.50604.5241
Ne güzeldir,sessizlikte birlikte olmak
Daha da güzeldir, gülmek birlikte
Cennetin ipekten şalı altında
Yosunlara ve kayın ağaçlarına yaslanarak,
Kahkahamız kadar yüksek sesli olduğunu dosluğumuzun
Gösteriyor dişlerimizin beyazlığı.
F. Nietzche