• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ktdgokmen
Site Menüsü
Site Haritası

Susmayan kelimeler





Susmayan kelimeler
 


1965 yılında İsrail devleti bürokratları, yaptığı şarkılarla dünyayı kasıp kavuran Beatles'a, "gençliğe kötü örnek olacağı" kaygısıyla konser izni vermezler. Aradan 43 yıl geçer. Yapılan hatanın farkına varılır. Efsanevi topluluktan "özür  dileme" yoluna giden İsrail, grubun hayattaki iki üyesi Paul McCartney ve Ringo Starr'ı, 2008'de İsrail'in kuruluşunun 60. yılı için hazırlanan kutlamalara davet eder.

Bırakın başka ülkelerin sanatçılarını, bazen devletler kendi vatandaşlarının bile özgürce sanatlarını icra etmelerine, düşüncelerini paylaşmalarına izin vermezler. Bir torna tezgahından çıkar gibi aynı düşüncelere sahip insanlar yaratıp, onlara istedikleri fikirleri kabul ettirme yoluna gittikleri için, sanatın içindeki muhalif duruşu kabullenmek istemezler.

Nazım Hikmet, o yüzden Rusya'da yazmaz mı Vasiyet şiirini...

"Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani, 

- öyle gibi de görünüyor - 
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni 
ve de uyarına gelirse, 
tepemde bir de çınar olursa 
taş maş da istemez hani... "

Sanatın ruhunda özgürlük vardır. Siz onu ne kadar baskılarsanız baskılayın, ne kadar görmezden gelirseniz gelin yayılmasına engel olamazsınız.  
Bunu en güzel anlatan yaşam hikayelerinden biri de edebiyat dünyasının kışkırtıcı ve sıra dışı yazarlarından Marquis de Sade’ınkidir...   
Tatbikat Sahnesi, Doug Wright‘ın yazdığı Erdal Beşikçioğlu‘nun oynadığı Marquis de Sade’ın hayatının bir bölümünü anlatan Tüy Kalemler ile geçtiğimiz günlerde Tepekule Kültür ve Kongre Merkezi‘ndeydi. Ben de oradaydım... Hemen baştan söyleyeyim; uzun zamandır izlediğim en iyi oyunlardan biriydi. 

***

Yönetimler değişmiştir ama Marquis de Sade’ın mekanı hep aynıdır: hapishaneler ve akıl hastaneleri... Hayatının yaklaşık 29 yılını hapishanede, 13 yılını akıl hastanesinde geçirmiştir ve en önemli eserini hapishanede yazmıştır.
Perdenin ardındaki dekor cezbediciydi...  Bizi Fransız Devrimi'nin sonrasına götürdü... Bir akıl hastanesini gördük karşımızda. Sade, oradaydı... Çünkü yazdıkları sakıncalıydı.

İşi akıl hastanesinde ‘düzeni’ sağlamak olan hükümet görevlisi doktor Collard, hastaneyi idare eden rahip Coulmier’yi -tepesine binip tehditler savurarak- yazarı ‘susturmaya’ zorluyor. Aklını susturamayınca kalemine kağıdına el koyuyorlar. Ama kendi kanını, o da olmazsa dışkısını kullanarak çarşaflara ve duvarlara yazabileceğini hesap etmiyorlar. Onların baskısı arttıkça, Marquis de Sade’ın da yaratıcılığı körükleniyor. 
Konu Marquis de Sade olunca, size sunulan metnin de yaratıcı ve sarsıcı olmasını bekliyorsunuz. Dakikalar geçtikçe diyaloglar; etik, ahlak ve din üzerine savrulan zıt düşünceler içinde uçuşuyor. Kelimeler ve yazarın anlatım tarzı oyunculukla birleşince "Tüy Kalemler" bir ziyafete dönüşüyor.

Erdal Beşikçioğlu ve rahibi oynayan Saygın Soysal ile Gökhan Soylu, Melisa Şenolsun ve akıl hastanesinin diğer sakinlerini oynayan oyuncular, hepsi çok başarılı. Oyun, karanlığın içinde yanan bir meşale gibi ve özgür düşünce için de umut verici.

***

Umut, bana en çok eve döndüğümde lazım oldu. Bir haber dikkatimi çekmişti. Şöyle deniyordu: 
Demokrasi İçin Birlik İnisiyatifi’nin raporuna göre TRT'nin de içinde olduğu 17 özel televizyon kanalında referandum yayınları yapılırken ‘Hayır’ cephesi ‘görmezden gelindi.’  1-20 Mart tarihlerindeki canlı yayınlarda cumhurbaşkanlığına 169 saat, AKP’ye 301,5 saat, MHP’ye 15,5 saat, CHP’ye 45,5 saat ayrıldı, HDP’ye hiç yer verilmedi. Diğer deyişle ‘Evet’ 485 saat canlı yayında anlatılabildi, ‘Hayır’ ise 45,5 saat... Bazen istatistik size her şeyi anlatır...

Ama ben yine de 1986 yılında kaybettiğimiz Tezer Özlü'ye de bir bakalım derim.
Bakalım o ne diyor:

"Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yanım yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. Hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için. Aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin vermediğiniz için. İçgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz. Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullarınızla. İşyerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olmayacak insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım..."

DİP NOT:

Bizim anladığımız şekliyle özgürlük nerede yok edildiyse, hemen her zaman insanlara söz verilen bazı yeni özgürlükler adına yok edilmiştir
- Friedrich Hayek
 


 

Yorumlar - Yorum Yaz


Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.65693.6716
Euro4.31894.3362
Ne güzeldir,sessizlikte birlikte olmak
Daha da güzeldir, gülmek birlikte
Cennetin ipekten şalı altında
Yosunlara ve kayın ağaçlarına yaslanarak,
Kahkahamız kadar yüksek sesli olduğunu dosluğumuzun
Gösteriyor dişlerimizin beyazlığı.
F. Nietzche