• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ktdgokmen
Site Menüsü
Site Haritası

Evsiz balerinin son dansı (21)

 
 
 
Evsiz balerinin son dansı
 
 
Gökmen Küçüktaşdemir 
 
 
“Son nefesini verirken, hemen yanında yerde duran bale ayakkabılarına bakarak zorlukla ve kısık bir ses tonuyla, “Tek istediğim onları yeniden giyebilmekti” dedi ve gözlerini kapattı... İzmir'de yaşayan onlarca evsizden biriydi. Mekanı sokaklardı. Şehrin bankları yatağı ve birkaç parça eşyası da yastığı... Kimse ondan daha iyi bilemezdi kaldırımlara yansıyan 4 mevsimi. Oysa eminim fark edilmemek, görmezden gelinmek ve hor görülmek hava koşullarından daha çok yıpratırdı onu. Zamanı tüketmek için taşırdı insan maskesini. Yoksa çoktan insan olduğunu unutmuştu unutulmuşlar arasında. Yattığı yerde uzun siyah saçlarının arasından ortaya çıkan solgun yüzü öyle yorgun gözüküyordu ki, sanki derin bir uykuya dalmıştı hiç uyandırılmak istemezcesine. Kan gölünün içinde rüyalar gören bir melek gibiydi, kanatlanıp uçmasını bekledim bir süre sessizce ama kalkıp gitmedi...”
 
BAŞARILI BİR DANSÇI
 
Bu satırlar, kentin yerel gazetelerinden birinde yazan, Nadir Saadet isminde bir köşe yazarına aitti. Evinin yakınındaki parkta tesadüfen görmüştü genç kadının cesedini ve polise haber vermişti. Sonra da yaşadığı o üç beş dakikayı aktarmıştı genç yazar okurlarına. Yukarıda bir bölümünü okuduğunuz yazısının içine Nadir, bir de kim olduğunu öğrenemediği kadının fotoğrafını koymuştu. Yazının yayımlandığı gün ilginç bir şey oldu. Işıl Mahir ismindeki bir kadın, yazara gönderdiği e-mail'de fotoğraftaki kişiyi tanıdığını anlatıyordu.
“Arkadaşımdı...” diye başlıyordu e-mail ve şöyle devam ediyordu: “Nerdeyse 7 yıldır görmüyordum onu. Birlikte bale eğitimi almıştık. Ama ailesi onu hukuk okuyor sanıyordu. Dansa aşıktı Gülnara. Hukuk fakültesini kazanmasına rağmen dansı tercih etmişti ve bunu ailesine bir türlü söyleyemedi. Zaten öğrendiklerinde de ailesiyle yaşadığı olumsuz olaylardan sonra Gülnara evi terk etmek zorunda kaldı... Çok başarılı bir dansçıydı. Daha okulunu bitirmeden, birçok önemli dans topluluğundan teklifler aldı. Ancak okulun son yılında ailesi desteğini çekince mezun olamadı. Para kazanmak için çalışmaya başladığı kafede çıkan kavgada sağ ayağı sakatlanınca sahneden ve danstan uzak kaldı. O süreçte Gülnara giderek koptu hayattan. Kendine ve dünyaya küstü. Sonra birden ortalardan kayboldu. Bir daha da haber alamadım kendisinden. Yazınızı okuyunca, her ne kadar böyle bir son için içten içe kendimi hazırlamaya çalışmış olsam da, bu manzara karşısında nasıl üzüldüğümü size anlatamam.”
 
POLİS İZ ÜSTÜNDE
 
Nadir ertesi gün Gülnara'nın hikayesini yazdı, yeniden öğrendiklerinin ışığında. Kimsenin böyle bir vedayı hak etmediğini anlattı kalemi döndüğünce. Okurları yeni yazısını okurken, haber merkezlerine de yeni bir haber düştü. Bir evsiz daha öldürülmüştü. Eski bir bankacıydı adam. Başına gelen felaketler borsada kaybettiği paralar ile başlamış, sonra sırasıyla dostlarını, ailesini ve en sonunda da evini yitirmişti...
Bu arada bir başka ofiste Cinayet Masası dedektifleri de cinayetlerin faillerini bulmak için çalışmalarını sürdürüyorlardı. Komiser Tuncay Atalay, odanın ortasındaki toplantı masasında oturmak yerine bir dolaba dayanarak ayakta duruyordu. Masada oturan ekibindekiler ise ona olaylardan sonra topladıkları deliller hakkında bilgi veriyorlardı: İki olayla ilgili de görgü tanığı yok. Olaylarda cinsel istismar gerçekleşmemiş. Her iki cinayette de suç aleti bıçak olmakla birlikte, ilk cinayette tek bir bıçak darbesi varken ikincisinde ise sanki intikam ya da nefret kokan 15 bıçak darbesi tespit edildi. Bıçaklar olay yerinde bulunamadı ama her iki vakada da farklı aletler kullanıldığı sonucuna varıldı. Parkta zanlıya ait olduğu tespit edilen ayak izleri var. İzlerden dolayı katilin yaklaşık 1.70 boyunda, 75 kilo ağırlığında olduğunu tespit ettik. Cinayetler gece işlenmiş. Bu nedenle aradığımız kişi ya da kişiler gündüz çalışıyor olabilir. Ayrıca bir gasp olayı yok, paraları bile üzerlerindeydi. 
Nadir'in son yazısının bulunduğu gazeteyi sallayarak konuşan Komiser Tuncay, “Her iki olayın da benzer yönleri var ama aynı kişi olduğundan pek emin değilim. O yüzden araştırmaya devam edelim. Özellikle evsizlerin bulunduğu yerlerde güvenliği artıralım. Belli ki evsizlere düşman kesilen birileri var karşımızda” dedi.
Evsizlerin dramı Nadir'i derinden etkilemişti. Kentteki evsizleri ve barındıkları yerleri araştırmaya başladı. Her gün yeni insanlarla tanışıp, onların dünyasına biraz daha dahil oldu. Hatta tanıştığı bir adamın sayesinde bir geceyi sokakta geçirdi. O günün sabahında artık daha iyi anlayabiliyordu evsiz yaşayanları. Deneyimlerini köşesinden aktarmayı da ihmal etmiyordu. Araştırmaları sırasında tesadüf eseri evsizlere uyuşturucu sattıran bir grup olduğunu öğrendi. Sonra da uyuşturucuyu satanlarla konuşmaya çalıştı. Günlerce kendisine yardım edecek birini aradı. Bu grubun cinayetlerle ilgisinin olabileceğini düşünüyordu.
Polis de zanlılara ulaşmaya çalışırken Adli Tıp Kurumu cinayet sonrası 15 kez bıçaklanan adamın üstünde bir başka kan izine rastlandığını açıkladı. Katilin bulunmasında bir adım daha ileri gidilmişti.
 
YARDIM İSTEDİ
 
Nadir, uyuşturucu satan bir adamı tespit ettikten sonra Komiser Tuncay'dan yardım istedi. Tuncay'ın emriyle teşhis edilen kişi polis tarafından izlendi ve satış yaparken suçüstü yakalandı. Kadir ismindeki yaşlı adam ifadesinde, kendisine çok küçük paralara satış yaptırıldığını ve hatta bunun için zorlandığını anlattı. Sıra çeteyi bulmaya gelmişti. Bunun için Kadir'e malı getiren Yakup adlı kişi bulunup takibe alındı. 2 hafta sonunda Yakup'un ilişkide olduğu kişiler, malı alan ve dağıtanlar tek tek belirlendi. Bir gece, Kaçakçılık Şubesi ve Cinayet Masası tarafından yapılan eşzamanlı baskınlarla da 7 çete üyesi ve onlara yardım eden 3 kişi yakalandı. Kan örneğinden alınan DNA ile yakalanan kişilerin DNA'sının karşılaştırılmasının ve araştırmalar sonunda suç aleti bıçağın bulunmasının ardından, evsiz adamın katilinin 1.90 boyunda ve 100 kilo ağırlığında Murat isimli bir çete üyesinin olduğu tespit edildi. Ancak sorgulamasında Murat ilk cinayeti kendisinin işlemediğini söylüyordu. Zaten, ne bulunan ayak izleri Murat'a aitti ne de tespit edilen ölçüler…
Komiser Tuncay, polis merkezinde gelişmeleri izledikten sonra ayrılan Nadir'in sırtını sıvazladı, “İyi iş çıkardın” dedi. “Keşke diğer suçluyu bulabilseydik” diyen Nadir'i ise Komiser, “Üzülme her zaman yakalanması gereken bir suçlu olur” diye yanıtladı.
Nadir, ertesi gün çıkan köşesinde gerçek suçlunun 'cehalet' olduğunu yazacak ve yazısını Halil Cibran'ın şu sözleriyle bitirecekti: Sizin diye bildiğiniz evlatlar gerçekte sizin değildirler, onlar kendilerini özleyen 'hayat'ın oğulları ve kızlarıdırlar. Sizler aracılığıyla dünyaya gelmişlerdir ama sizden değildirler, sizlerin yanındadırlar ama sizlerin malı değildirler. Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi asla. Çünkü onların kendi düşünceleri vardır. Onların bedenlerini barındırabilirsiniz ama ruhlarını asla. Çünkü onların Ruhları geleceğin sarayında oturur. Ve sizler düşlerinizde bile orayı ziyaret edemezsiniz, kendinizi onlara benzetmeye çalışabilirsiniz ama onları kendinize benzetmeye çalışmayın hiç. Çünkü hayat ne geriye gider ne de geçmişle ilgilenir. Sizler, evlatların birer canlı ok gibi fırlatıldıkları yaylarsınız, yayı gerenin elinde seve seve bükülün, çünkü oku atan O güç, uzaklaşan okları sevdiği kadar, elindeki sağlam yayı da sever ...
 

Yorumlar - Yorum Yaz


Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.65693.6716
Euro4.31894.3362
Ne güzeldir,sessizlikte birlikte olmak
Daha da güzeldir, gülmek birlikte
Cennetin ipekten şalı altında
Yosunlara ve kayın ağaçlarına yaslanarak,
Kahkahamız kadar yüksek sesli olduğunu dosluğumuzun
Gösteriyor dişlerimizin beyazlığı.
F. Nietzche